Geçenlerde kitap okuyan birisine denk geldim. Zaman zaman duraklıyor, cebinden kalemini alıyor, kalemin kapağını çıkarıyor ve büyük bir dikkatle kitapta bir yerin altını çiziyordu. Muhtemelen bir cümle okudu, çok beğendi, bunu tekrar okumalıyım diye düşünerek altını çizdi. Kalemi her seferinde cebine koyup, tekrar çıkarması garibime gitmişti. Sanki bir ritüel gibi her seferinde aynı şekilde.
Bunu görünce aklıma hemen kendi altını çizdiğim cümleler, kenarını kıvırdığım sayfalar geldi. Okurken gerçekten ilgimi çekmişti ama herhangi birisine dönüp baktığımı hatırlamıyorum. Gerçi altını çizdiğim pek bir şey hatırlamıyorum. Ben altını çizmekten çok, sayfanın kenarını ufak bir şekilde katlamayı seviyorum. İlgimi çeken kısım sayfanın üst tarafına yakınsa üstten kıvırıyorum, alt tarafına yakınsa alttan. Tabi ileride dönüp bakacağım zaman hangi cümle olduğunu hemen anlayamayacağım için sayfanın yarısını tekrar okumam gerekecek.
İleride dönüp bakacağım zaman dedim çünkü aklıma şu tarihte şu kitaptaki notlarıma bakmıştım gibisinden bir örnek gelmiyor. Sadece bir sefer bir kitabı tekrar okurken köşedeki kıvırmalara denk geldim, o sayfaları biraz daha dikkatli okudum. Bir kitabı tekrar okumak söz konusu olunca da aklıma Seinfeld’in “Moby Dick‘i ikinci sefer okurken, Ahab’la balina iyi arkadaş oluyorlarmış” lafı geliyor. İşin esprisi tabi bu. Hikayenin akışına hakim oluyorsunuz ama yine de ikinci sefer okurken daha önceden fark etmediğiniz detayları fark ediyorsunuz.
Konuyu ikinci kez okumaya getirmişken Arthur Schopenhauer de “İyi bir kitabı bitirdikten sonra hemen bir kez daha okuyun” tarzı bir şey söylüyor. İkinci kez okunduğunda daha iyi anlaşıldığından bahsediyor. Burada bahsettiği roman tarzı kitaplar değil diye düşünüyorum.
Toplumun geneli olarak kitaplara ayırdığımız süreyi iyice azaltıp sosyal medya, sonu gelmez videolar dönemine adım attık. Sonu gelmez videolar, kaydıra kaydıra sonunu bulamayacağınız bir derya. Burada da kitapların altını çizmeye benzer bir özellik mevcut; kaydetmek. Bir videoyu izlediniz, beğendiniz, içinde önemli bir bilgi olduğunu düşündünüz. Daha sonra izlerim diye kaydettiniz. Diğer insanlarda durum nasıl bilmiyorum ama benim için bunlar tam anlamıyla belirsizliğe, hiçliğe düşülmüş notlar. Bakmayı geçtim, neyi kaydettiğimi bile hatırlamıyorum. Şöyle bir şey vardı diye dönüp bakma şansım da yok. Kaydettiğimde mantıklı gelmişti ama neydi bilmiyorum.
Bunun garip bir tezahürünü de bir arkadaşın bilgisayarında gördüm. Tarayıcıda yer işaretleri kısmı var malum. Buraya sık girdiğiniz siteleri ya da kolayda olsun diye bazı siteleri kayıt ediyorsunuz. Klasör oluşturup daha sistematik bir şey yapabiliyorsunuz. Bahsettiğim arkadaşın tarayıcısında onlarca ana klasör, bu klasörlerin altında yine klasörler, onların altında onlarca, yüzlerce site adresi. Bu kadar siteyi ne yapıyor, hangisini kullanıyor bilemiyorum. Sanal istifçilik sanırım bu yaptığımız.
Platform fark etmeksizin bir şeyleri bir yerlere not düşmeyi, bir gün işime yarar diye kaydetmeyi seviyoruz sanırım. Bilgisayar ya da telefon gibi teknolojik bir cihaz olunca bu işlem çok daha kolay oluyor haliyle. Tek tıklamayla ilgimizi çeken bir şeyi hemen koleksiyonumuza dahil ediyoruz. Bu koleksiyonların hangi parçası gün yüzü görür bilemiyorum ama kitaplardaki kıvırdığım sayfalar gibi sosyal medyadaki kaydettiklerim de henüz gün yüzü görmedi.
Bu olay biraz dikkatimizi de etkiler diye düşünüyorum. Bilimsel bir kanıtım, yaptığım bir deney yok, sadece tahmin. Nasılsa bunu kayıt ettim, daha sonra detaylı incelerim dediğinizde ister istemez odaklanma seviyenizde düşüş olacaktır diye düşünüyorum. Zaten sonsuz videolar dikkat süresini azaltmış durumda, işin sonu nereye varacak bilemiyorum. Sosyal medyanın ilk zamanlarında kayıt etme özelliğini bilmiyordum, daha sonra okumak istediğim bir yazıyı, izlemek istediğim videoyu beğeniyordum. Sonra beğenilerden bulup okuyordum, izliyordum. Nereden nereye :).