Aşırı Odaklanma – Dama

Situational Comedy (durum komedisi) diye bir dizi tip. Bazen bu tarz dizileri izlerken, olayların kurgulanmasına, birbirine bağlanmasına hayret ederim. Bunu nasıl düşünmüşler, helal olsun derim içimden. Birbirinden farklı olayları birbirine o kadar güzel bağlarlar ki hayran kalır insan. Ben acaba böyle bir senaryoyu oluşturabilir miyim diye düşünürüm. Nasıl buluyorlar bu fikirleri, adam oturup elinde kağıt kalem düşünüyor mu?

Ben bunun aşırı odaklanma sonucu olduğunu düşünüyorum. Bu çok doğru bir tabir değil ama aklıma şu an için daha uygun düşen bir şey gelmedi. Burada kastetmeye çalıştığım bir işi, olayı insanın bütün benliğiyle benimsemesi. Böyle olunca aktif zihin de bilinç altı da vaktinin çoğunu bu konu üzerine harcıyor diye düşünüyorum. Böyle olunca normal bir insan için fevkalade denilebilecek fikirler, bu kişiden çıkabiliyor. Bilimsel bir tezim yok, sadece bir fikir benimki.

Askerliğimi yaptığım yerde çok fazla dama oynanıyordu. O güne kadar ben damayı basit bir oyun diye düşünüyordum. Dama benim için, bir şekilde piyonunu karşıya geçirmeye çalıştığın, sonrasında ilk geçirenin rakibinin taşlarını teker teker yediği bir oyundan ibaretti. Küçükken abimle satranç karışık geldiği için dama oynardık. Çok da oynadığımız bir oyun değildi, yapacak başka bir şey bulamadıysak arada oynardık. Bir açık bul, taşını karşıya geçir, oyunu kazan. Taktik, strateji falan hak getire.

Askerde dama oynarken, oynayanları izlerken taş feda etme, değişik taktiklerle rakibi kandırma gibi oyunun derinliklerini de görmeye başladım. Birisi dama çıksa bile, bu oyunun sonu demek değildi. Bir tuzak kurarak rakibin damasını devre dışı bırakma şansınız vardı. Dama çıkardıktan sonra da sürekli dama ile oynamak çok hoş görülmezdi. Yeter damaya sarılma artık derlerdi :). Yani beni damayla değil stratejinle, oyununla yen derlerdi. Tabi kimi insan için galibiyet her şey demek olduğu için, damaya sarılmak çok tercih edilen bir şeydi ister istemez.

Bu şekilde her boşlukta birileriyle dama oynaya oynaya bir süre sonra ilginç bir şey fark ettim. Normal bir yerde oturuyorum, o sıra yapacak bir işim yok. Hemen zihnim dama hamleleriyle doluyor, etrafımdaki objeleri dama taşları gibi düşünüyorum. Şöyle bir senaryo olsa, şu taşı oynardım. Rakip bunu yerdi, ben şunu yapardım gibi fikirler dönüyor kafamda. Bazen işim olsa bile kafamda hamleler dönüyor, rakibi tuzağa düşürüyorum, 3-4 taşını birden yiyorum.

Bu şekilde zihnim dama üzerine sürekli çalışınca, kısa bir sürede karakoldaki en iyi dama oynayanlardan biri haline geldim. O zamanlar biz kısa dönemiz, geleli fazla olmamış, uzun dönem askerler var neredeyse bir yıldır oradalar. Aylardır sık sık dama oynuyorlar, hızlıca onların seviyesine geldim, başa baş oynamaya başladık. Hemen kurduğum tuzakları anlıyorsun diye isyan ediyordu birisi :).

Yıllar önce bir dönem şiire merak sarmıştım. Necip Fazıl’ın bir şiir kitabı geçmişti elime. Evde bir köşede duruyordu, sanırım abime okulda bir ders için aldırmışlardı. Okuduğunu görmemiştim gerçi. Oradaki şiirler, aralarındaki kafiye uyumu, hayran bırakacak seviyedeydi. 2 mısralık şiirlerdi, ben de bu tarz şiirler yazmayı denemeye başlamıştım. Bir süre sonra öyle bir hale geldim ki kafamda sürekli kafiyeler dönmeye başlamıştı. Aklıma bir mısra geliyor, hadi bununla ilgili kafiyeli bir mısra daha yaz.

Bu şekilde şiirler yazdım, genellikle hep 2 mısralık. Aralarından beğendiklerimi bir yere yazmıştım, 15-20 tane olmuştur herhalde. Çok bir sayı değil ama insanın beğenebileceği bir şey yazmak da zormuş. Bir süre sonra baktım zihnim sürekli buraya kayıyor, kendimi geri çektim, şiir yazmaya, düşünmeye ara verdim. Sonra da ilham perisi beni terk etti sanırım. Devam etseydim ne olurdu bilemiyorum ama sürekli kafiye düşünmek biraz korkutucu bir hal almaya başlamıştı.

Ciddi bir şeyler başaranlar, bir alanda ön plana çıkanlar bu aşırı odaklanma sayesinde çıkıyor diye düşünüyorum. Böyle olunca zihin uykuda bile o konuyu irdeliyor belki de. Gündüz vakti de arka planda sürekli bir araştırma, düşünme sistemi çalışıyor. Sonuç olarak biz sıradan insanların hayret ettiği başarılar böyle gerçekleşiyor sanırım.

Leave a Comment