Elimden Tutun – Bizim Akrabaya İş Buluver

Çocukluğumdan beri devamlı duyduğum bir şey vardı; bilgisayar mühendisliği, yazılım geleceğin mesleği. Yıllar geçti, büyüdüm, şu an yazılım alanında çalışıyorum. Yıllar içinde bir çok şey değişti ama hala geleceğin mesleği yazılım diyenleri duyuyorum. Niye bilmiyorum ama sanırım bazı insanlar o geleceği hiç ulaşılamayacak bir ütopya kabul ediyorlar.

Peşin peşin söyleyeyim, artık geleceğin mesleği yazılım değil, şu an o bahsedilen geleceği yaşıyoruz. Hatta belki de son demlerini yaşıyoruz, kesin bir şey demek zor. Yapay zeka baş döndürücü bir hızda gelişiyor. Kuvvetle muhtemelen ki yakın bir gelecekte yazılımcıya ihtiyaç kalmayacak. Yani en azından şu ana kadar bildiğimiz mahiyetteki bir yazılımcıya kalmayacak gibi gözüküyor. Artık iş komple yapay zekaya mı kalır, yoksa şu anki yazılımcı yapay zeka paslaşmasının daha ileriki bir seviyesini mi görürüz bilemiyorum. Yazılımcı düşünür, planlar yapay zeka yapar mı ne olur bilemiyorum artık.

Yapay zeka ile ilgili yazımda yapay zeka konusuna bir miktar değinmiştim zaten, burada daha fazla uzatmaya gerek yok diye düşünüyorum. Böyle garip bir giriş yaptıktan sonra asıl konumuza dönelim. Yazılım alanında çalıştığım için ister istemez, benim elimden tutun ya da benim bir kuzen var, benim bir tanıdık var senin yanında işi öğrensin. Yol gösteriver, yanında yetiştir tarzı istekler alıyorum zaman zaman. Yazılım işine de biraz sanayiye çırak verme gözüyle bakılıyor ne yazık ki. Ama durum çok farklı bence.

Bir işi yapacak kişinin o işte başarılı olması için öncelikle o işe ilgisi olması gerektiğini düşünüyorum. Diğer türlü günü kurtaracak bir performans gösterir, çığır açacak, işleri farklı bir boyuta taşıyacak bir performans beklemem açıkçası. Yazılım işinde bu ilgi, istek daha da önemli diye düşünüyorum. Bir bakkal ya da fırın düşünelim. İşler burada yıllardır aşağı yukarı benzer şekilde işliyordur. Sürekli ve hızlı bir değişimden söz etmemiz çok mümkün değil. Yazılımda ise sürekli yeni bir şeyler ortaya çıkıyor. O hıza uyum sağlayamazsanız bir süre sonra mazide, mazinin teknolojilerinde kalıyorsunuz ister istemez.

Fırında çalışırken yeni bir makine gelmediği sürece hamuru aynı şekilde yoğurduklarını düşünüyorum. Yazılımda ise sürekli sisteminizi, kendinizi güncellemeniz gerekiyor. Yeni bir kütüphane çıkıyor, o kütüphaneyi kullanırsanız yaptığınız ürün daha hızlı olacak. Ürününüzü daha iyi bir hale getirmek için sisteminizi buna çeviriyorsunuz. Ya da çevirmiyorsunuz, rakiplerinizden daha kötü bir ürününüz oluyor.

Sözün özü yazılım söz konusu olunca ilgi ve istek bence çok önemli. Sırf yazılım gözde bir meslek olduğu için bu alana geçmek istemek çok doğru gelmiyor bana. Şu an bilgi çağındayız ve bilgiye erişim inanılmaz kolaylaştı. Yazılıma ilgisi olan birisi kolayca bir eğitim bulup nedir, ne değildir görebilir. Birisi benim elimden tutsun, bana iş bulsun, beni yetiştirsin diye arayışlara girmeye gerek yok. İşin bir noktasından başlamak gerekiyor. Bilgiye erişim kolay olduğu için de bu haliyle oldukça kolaylaştı.

Kişi kendisi bir şeyler ortaya koymaya başlayınca, kendisine ufak bir portfolyo oluşturunca bir iş bulma, birilerinin dikkatini çekmesi daha kolay. Ya da kimsenin dikkatini çekmesine de gerek yok, aklındaki fikri gerçekleştirmeye çalışması için herhangi bir engel yok.

Kendimden örnek verirsem, oyun geliştirmeye ilgim vardı. Bu alanda kitaplar okudum, örnekleri inceledim. Zamanla kendi oyunlarımı yapıp internete yüklemeye başladım. Bu oyunlar birilerinin dikkatini çekti ve şu anki çalıştığım işe girdim. İnternetten tanıştığım, sorularıma cevap veren, kitap öneren bir kaç kişi haricinde herhangi birisinden bir yardım aldığımı da hatırlamıyorum. Söz konusu yazılım olduğunda, birilerini beklemenize gerek yok. Bir yerinden başlayın, Allah’ın izniyle devamı gelecektir.

İşin bir başka noktası da şurası; yazılım dediğimiz alan zaten bir derya. Benim varlığından bile haberdar olmadığım sistemler için kodlama yapan yazılımcılar vardır. Bu kişinin kendi ilgili olduğu alanı bulması lazım. Senin yanında başlasın biraz işi öğrensin mantığındaki sıkıntı biraz da burada. Geldi, başladı diyelim. Yazılımcı zaten kısıtlı olan zamanımdan zaman ayırıp, gelen kişiyi eğitti. Öğrenen kişi bu alanın kendisine uymadığına karar verdi ya da iyi performans gösteremedi. Sonuç iki taraf için zaman kaybı ne yazık ki.

Buradaki kendisine uymadı olayını iş beğenmiyor gibisinden algılamamak lazım. Bazı yazılım işlerinde çok tempolu çalışmak gerekiyor. Projenin süresi 4-5 gün, o bitiyor, diğeri başlıyor. Bu şekilde sonsuz bir döngü gibi gidiyor iş. Bazılarında ise ekip aylarca tek proje üzerinde çalışıyor. Bazıları daha kurumsal oluyor, iş sünüp gidiyor. İlk söylediğim senaryo bazı kişiler için çok stresli olabiliyor ister istemez. Sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışmak zorlayabiliyor insanları. Bunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Kısa bir özet olarak şunu söyleyeyim. Yazılım söz konusuysa birilerini beklemenize, birilerinin size destek olmasına gerek yok. İlgili olduğunuz, severek yapacağınıza inandığınız alanı bulun, çalışmaya başlayın. Tabi yapay zeka her şeyi ele geçirmeden biraz acele ederseniz iyi olur :).

Leave a Comment