Bir yerde şöyle bir cümle okumuştum: “Güzellik sizin adınıza önden verilmiş bir güven mektubudur”. Güzelseniz, yakışıklıysanız yeni bir ortama girdiğinizde ister istemez dikkatleri üstünüze çekersiniz. Sadece dikkatleri değil, insanların güvenini de bir noktaya kadar kazanırsınız diye düşünüyorum. Yukarıdaki sözü söyleyen kişi de benzer şeyi ifade ediyor zaten. Bir işe girerken eski iş vereninizden tavsiye mektubu alabilirsiniz, yeni işe girmek için şansınızı artırmak için. Güzellikte de görünmez bir el önden bu mektubu iletir.
Tavsiye mektubu olayı hala devam eden bir şey mi bilmiyorum ya da Türkiye’de herhangi bir dönemde yaşandı mı bilgim yok. Filmlerden gördüğüm bir şey sanırım. LinkedIn üzerinden yorum bırakılması popüler bu dönemde artık. Benden şimdiye kadar böyle bir mektup isteyen olmadı, bir kaç sefer LinkedIn’den yorum atmam istenmişti. İsteyen kişilerle direk çalışmadığım için reddetmiştim. Bu da böyle bir anım.
Şöyle bir teorim var, herhangi bir kanıtım olmadan kendi halinde bir teori. Güzellik yerine dış görünüşü koyalım. Karşımızdaki birisini değerlendirmek için zihnimizde, bilinç altımızda onlarca madde var diyelim. Bunlar bilinçli kontrol ettiğimiz bir liste değil ve sayısı da haliyle belli değil. Birisiyle tanıştığınızda bu maddelerin küçük bir miktarını anca öğrenebilirsiniz diye düşünüyorum. Peki geri kalanlar ne olacak?
Benim harika teorim burada devreye giriyor ve diyorum ki; tabiat boşluk kabul etmez, bu diğer maddeleri de listedeki en baskın madde olan dış görünüşe göre doldururuz. Önyargı da biraz buradan çıkar diye düşünüyorum. Önyargı biraz daha farklı tabi, dış görünüşe ek bir kaç madde daha girer işin içine.
Peki bu güven mektubunun ömrü ne kadardır? Fazla değil diye düşünüyorum ama hızlı karar verilmesi gereken zamanlarda oldukça işe yarar bir mektuptur. Akla gelen en uygun yer gönül işleri oluyor ister istemez. Arkadaş çevrenizden az çok tanıdığınız birisinin kahve içmeyi teklif etmesinden tutun da görücü usulü biriyle görüşme yapmak gibi durumlara kadar. Karşınızdakini o an için çok tanıma şansınız yok. O zaman listeyi neye göre doldururuz? Tabii ki dış görünüş bütün cevapları bizim için doldurur.
Şimdi çok bilgili olmadığım konulara doğru ufak bir yelken açıyorum. Çok yanlış düşünüyor da olabilirim yani, biraz beyin fırtınasından zarar gelmez. Evlendikten yıllar sonra “Aslında birbirimize kafa olarak çok uygun değilmişiz” serzenişi bundan ileri geliyor olabilir. Ama kız çok güzeldi, çocuk gerçekten yakışıklıydı, birbirlerine çok yakışıyorlardı. Dış görünüşü listedeki diğer bütün maddeleri göz ardı ettirdi diye düşünüyorum. Çok ahkam kesebileceğim konular olmadığı için, sadece konuyla ufak bir bağlantı sunup burada bırakıyım evlilik işlerini.
Bu arada dış görünüşe göre karar vermekte yanlış bir şey yok, yanlış anlaşılmasın. Kişinin beklentisi buysa, alan memnun, satan memnun diyebiliriz. Bizi ilgilendirmez. Benim naçizane aklıma böyle bir teori geldi ve üzerine biraz düşündükçe akla yakın olduğunu düşünmeye başladım. Bu sebeple tarihe ufak bir not düşmek faydalı olabilir.
Aklıma gelen ufak bir anekdotla bitireyim. İki arkadaş ünlü bir kadından bahsediyorlardı, ne kadar güzel olduğundan falan. Kadının kim olduğunu bilmiyorum, benim siyaset cahilliğim gibi ünlü cahilliğim de vardır. Biri diğerine o sana bakmaz diyor şaka yollu. Cevap olarak tanısaydı severdi diyor diğeri. Kilit nokta burası sanırım. Bizim senaryoya uyarlarsak, dış görünüşünü beğenmedi, tanımak istemedi. O hikaye de orada bitti. Bu yazı da burada bitiversin o halde.