Erkeklerin dünyasında halı saha diye bir olgu var. Kadınlara çok anlamsız gelebilir ama kimi erkek bunu hayatın en merkezine yerleştirmiş durumda. Her hafta belirlenen gün ve saate adam bulmak için dört bir yana saldıran halı saha organizatörünün çabalarıyla, genelde 14 kişi bir araya gelirler. Hayatın stresinden, dertlerinden arınıp bir saat kafalarını boşaltırlar. Sonrasında bazıları çay içip muhabbet ederler.
Buraya kadar her şey güzel, işin bence çığırından çıktığı nokta şurası; ne olursa olsun maça gel mantığı. “Geçen maç biraz zorlamışım, ayağım ağrıyor”, boş ver gel bir şey olmaz. “Biraz hastayım, maç yaparsam daha kötü olabilirim”, boş ver terlemek iyi gelir. Amaç o 14 kişiyi bir araya getirmek olduğu için, adam bulunamayınca ne olur gele dönüyor iş ister istemez. Aklıma eskiden izlediğim bir video geliyor, konuşma şu şekilde:
Organizatör: Neredesin geliyor musun maça?
Karşıdaki: Abi annem rahmetli oldu.
Organizatör: Tamamda halı sahaya para verdik, bir zahmet gel yani.
Bu işin biraz kara mizahı tabii ki, kimse çıkıp da böyle bir şey söylemez. Ama zaman zaman şöyle bir boyuta evriliyor iş. “Ben sakat sakat oynadım”, “Hastayken de gelmiştim” tarzı cümleler sarf edilmeye başlanıyor. Bu cümleleri duyunca ben, o kişinin halı sahayı hayatın en önemli işlerinden biri haline getirdiğini düşünüyorum. Bu konuda fazla söze hacet yok diye düşünüyorum, en önemliyi geçtim önemli bir işi bile değildir.
Halı sahanın amacı insanı ekstra bir yük altına sokmak olmamalı. Sonuçta bunu biraz spor olsun, biraz da stres atalım diye yapıyoruz. Yani en azından ben bu amaçla gidiyorum. Adamın ayağı ağrıyor, bile bile gidiyor maça, Allah korusun daha kötü duruma geliyor ayak. Ne olursa olsun gel diyene bir zararı dokunuyor mu? Hayır. Haftaya başkasını buluyor, sakatlanan adam işinden oluyor, yürürken zorlanıyor vs. Ne gerek var ki? Burada ölçüyü kaçırmamak lazım diye düşünüyorum. Oynaması zorsa kişinin hayır demeyi bilmesi lazım. Diğer türlü “kendim ettim, kendim buldum” a döner iş.
Bu arada ben de, neredeyse orta okul yıllarından beri, toprak saha, halı saha sık sık maç yapanlardanım. Beton sahaları saymıyorum, o zaten Türkiye’de hemen her erkek çocuğunun değişmez mekanlarından biri. Yani en azından bizim zamanımızda öyleydi. Bir noktadan sonra iş, güç derken uzun bir ara verdim. Bir yıl kadar önce tekrar başladık bakalım, haftada bir halı saha tarifesine.
Bu zaman zarfında ilginç insanlarla tanıştım tabii ki. Yaşı 60’ı geçmiş olduğu halde hala aktif her hafta oynayanlar vardı mesela. Toprak sahada maç yaparlardı, biz 4 arkadaş genç olarak haftada bir giderdik. Biz koşardık, onlar genelde yürüyerek oynardı. Hepsi 60 yaş üzeri değildi tabi, 30-40 daha gençler de vardı. Biz de 20’li yaşlarda en gençler olarak yerimizi alırdık.
Tanıştıklarım arasında en ilginç olanı şu sanırım. Yıllar önce bir arkadaş beni ve bir kaç arkadaşı maça çağırdı. Olur dedim gidelim. Bizim yakınlarda bir halı saha vardı, oradan biriyle buluşup onun arabasıyla asıl halı sahaya gidecekmişiz. Gittik, adamı bekliyoruz. Halı sahada da antrenman yapılıyor, antrenman bitti. Antrenmandan biri çıkıp bize doğru geldi, siz falanın arkadaşları mısınız dedi. Evet dedik, bindik arabaya gidiyoruz. Yolda sohbet, muhabbet derken dedi ki; bize böyle halı saha konumu gelir, bir şey sormayız, tamam deriz, gideriz adrese, maçımızı yaparız. Artık rakip kimse orada görürüz. Benim de yazılımcı olduğumu öğrenince, sen yumuşak ayaksındır, dikkat et, ayağını eline vermesinler falan dedi. Genelde gelenler sporcu tayfa, dikkat et diyor yani. Güldük geçtik tabi. Onunla rakip takımdaydık, bizim takım tanıdıklar olunca birbirimize alışığız. Baya farklı yenmiştik, Allah’a şükür bir sakatlıkta olmamıştı.
Organizatörlere laf ettik, burada söylemeden geçmeyeyim. Ben de bir süre halı saha organizatörü olarak baya mücadele ettim. Söyleyebileceğim tek şey gerçekten zor bir iş. Oturmuş bir kadronuz yoksa, her hafta 14 kişiyi toparlayabilmek gerçekten çok zor. Yolda biriyle karşılaşıyorum, ayarla da bir maç yapalım diyor. Abi, beni kesin yaz diyor bir diğeri, ne zamandır maç yapmıyorum diyor. İyi diyorum bayağı istekli var, maç yapacağımız zaman yazıyorum, kimseye uymayacak garip saatler o kişiye uyuyor mesela. Bazısı hiç cevap vermeyebiliyor, çok istiyordu ama gelmeyi :). Böyle olunca rakip bulma yoluna gidiliyor tabi, 14 bulmak zor geldi, 7’yi çıkaralım bari. Karşıyı da başkası uğraşsın. Bu şekilde ayarladım genelde maçları, beni çıkınca 6 yine daha bulunabilir bir rakam tabii ki.
Sözün özü halı sahada maç yapmak genel olarak güzeldir, stres atarız, eğleniriz vs. Ama dengeyi iyi kurmak lazım, sakatlanma pahasına riske girmeye gerek yok. Gelemeyecek durumdaysanız da bir kaç gün önceden haber verin ki, organizatör rahat etsin. Benim son gün hatta son dakika maça çağrıldığım oldu mesela. Abi adamın son dakika işi çıktı, başkasını da bulamadık, maç yarım saat sonra, ne olur gel. Gitmemiştim ama, başka bir işim vardı hatırladığım kadarıyla. İnsanları da bu kadar zor duruma düşürmemeye gayret etmek lazım. Diğer 13 kişinin maç keyfi buna bağlı çünkü.