Kendi Pencerem – Evlilik

Herkes hayata kendi penceresinden bakar. Bu zaman zaman aklıma gelen güzel bir tespit. Bu konu üzerine biraz evlilik bağlamında konuşmak istiyorum. Aslına bakılırsa evlilik konusunda yazı yazabilecek, ahkam kesebilecek tecrübem, bilgim yok. Dışarıdan gözlemlediğim kadarıyla sadece. Ama şahit olduğum bazı olaylar, duyduğum bazı cümleler kendi penceresinden bakma olayına mükemmel örnekler olduğu için kalemim el verdiği ölçüde bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Mutluluk, evlilik bağlamında bir süre önce benden yaşça büyük birisinden duyduğum ilginç bir gözlemden bahsetmek istiyorum. Konu nasıl evliliğe geldi tam hatırlamıyorum, kendisi evli, şöyle bir şey söyledi: “Mutlu olmak için evlenen mutlu olamaz. Evlilik mutlu olma yeri değildir, evlilik kendinden fedakarlık yaptığın bir yerdir. Ama çocukların olacak falan, o çok güzel işte”. Bu tarz bir şeyler söyledi. Sonra bir tanıdığından bahsetti, eşinin ailesiyle sıkıntılar yaşamış. Söylediğine göre şöyle diyormuş: “Bekarlık sultanlıktır diyorlar, yanlış söylüyorlar”. Neden abi, niye böyle söylüyorsun diye sormuş. Şaşırmış tabii ki, yaşadığı sıkıntıları biliyormuş. Şöyle cevap vermiş: “İmparatorluktur ulan!”.

Şimdi gelelim duyduğum başka bir şeye. Bu arada söyleyeyim, bunu duyalı belki 10 yıl olmuştur. Bazı söylenenler böyle zihnime kazınmış gibi eskimeden yerinde durur, bu da böyle bir özelliğim. Şöyle bir şey söylemişti bir tanıdığım: “Evlilik gerçekten çok garip bir şey. Dışındakiler içeri girmek için can atıyor, içeridekiler çıkmak için uğraşıyor”. Görücü usulü evlenmiş birisinden de şöyle bir serzeniş duymuştum: “Bizi nasıl birbirimize denk görmüşler anlamıyorum. Yıllar geçince görüyorum ki, anlayış seviyelerimiz birbirinden çok farklı. Ciddi konularda konuşamıyoruz bile, beni anlayamıyor”. Bu konu özelinde sanırım, dışarıdan bakıp birbirine çok yakıştırdılar. Kız güzel, oğlan yakışıklı muhabbeti, o noktada genelde gözler anlayışı falan görmüyor.

Böyle söyleyince de aklıma hemen House’taki efsane sahne geliyor. İngilizce’de speed date dedikleri olaya katılıyorlar 3 kişi. Bilmeyenler için olay şöyle; restoran gibi bir ortamda atıyorum 30 erkek, 30 kadın var. Sırayla erkekler kadınlarla görüşüyor, 4-5 dakikalık görüşmeler. Etkinlik bitince kadınlar daha sonra kiminle görüşmek istiyorlarsa onları seçiyor. Organizatör numaraları erkeklere veriyor falan filan. Türkiye’de böyle bir etkinlik var mı bilmiyorum ama yabancı dizilerde, filmlerde ara sıra denk geliyorum. Oralarda yaygın sanırım.

House’a dönersek, House en önemli şeyin dış görünüş olduğu fikrini savunuyor. Onunla birlikte çalışan yakışıklı genç doktor, yok diyor kadınlar bizim gibi değildir, daha derinlere bakarlar falan diyor. House 100 dolarına iddiaya girelim diyor. Kimseye doktor olduğunu söyleyemezsin, işsiz olduğunu söyle, söylediklerini zor anlıyormuş gibi yap falan diyor. Bunları yaptığında bile buradan elinde onlarca kadının numarasıyla çıkacaksın diyor. Görüşmeler başlıyor, yakışıklı doktor, saçma sapan konuşuyor. Boş zamanlarımda oyun oynarım diyor, karşısındakinin kilolu olduğunu ima eden tarzda şeyler söylüyor vs. Sonuçta House 100 doları alıyor.

Konuya geri dönmeye çalışırsak, hep olumsuz örnekleri verdim şimdiye kadar. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek değil de biraz öyle gibi oldu sanki. Olumlu tarafta olanlara örnek verirsek, başta bir kere zaten şu besteyi yapan kişi var: “Dünyaya bir daha gelsem sevgilim, arar bulurum yine seni severim…”. Tamam bu benim hayatımdan bir örnek olmadı ama olumlu örneğin son noktası falan herhalde. Böyle seven var mıdır bilmiyorum ama inşallah vardır. Benim hayatımdaki örneklere dönecek olursam, birisinden şöyle işitmiştim. Evlenmeden önce hem eşime hem bana sürekli evlilik çok zor, siz birbirinize uymazsınız tarzı cümleler kuruyorlardı demişti. Şimdi dedi çok mutluyuz, söyleyenlerin hepsini birer birer aradım, biz mutluyuz diye hepsine söyledim demişti. Biraz dobra birisiydi.

Zihnimi zorlamama rağmen olumlu örnek çok bulamıyorum, genel geçer çocuğum oluyor çok mutluyum tarzı durumları es geçiyorum. Aklıma gelen diğer tek örnek o çünkü. Ayrıca tabii ki sosyal medyadaki boy boy mutluluk fotoğraflarını da es geçiyorum. Ne kadar doğruyu yansıttıkları bence meçhul. Mutlu örnek çok bulamamam gibi geliyor. Biraz sanırım insanların böylesi bir mutluluğu paylaşmayı çok doğru bulmamaları. Nazar gibi durumlar düşünülünce bence de mantıklı, dertsiz başına dert açmak istemez kimse. Bir de işin şu boyutu var, mutsuz bir evlilikten yakınmak kolayken, evliyiz ne kadar mutluyuz diye tabiri caizse hava atmak biraz garip kaçar.

Buraya kadar yazdıklarım bakış açısını yansıtmak için örnekler, herkesin kendi penceresinden nasıl baktığının örnekleri. Buradan bir çıkarımda bulunup da, evlenmeye olumsuz bakmayın. Sevdiğiniz birisi varsa gidip evlenin, sonra başkası kaparsa çok üzülürsünüz :).

Evlilik haricinde de örnekler getirilebilir tabii ki. Futbol olayında mesela… Galatasaray’lı Fenerbahçe’yi hakemlerin kolladığını düşünür, Fenerbahçe’li tam tersini düşünür. Beşiktaş’lı başka düşünür, Trabzon’lusu başka. Futbol sanırım kendi penceresinden bakmanın limitleri falan. Fanatiklik arttıkça aykırı fikre, tarafsız düşünebilmeye neredeyse ihtimal yok. Arkadaşlarla bazen FIFA oynarız, ismi değişti gerçi ama biz hala FIFA diyenlerdeniz. Orada bile hakeme itiraz ediyoruz, yapay zekaya da itiraz ediyoruz yani. Daha ötesi olabilir mi bilemedim. Hoca bu nasıl ofsayt, topa müdahale nasıl faul çalarsın :).

Bunu hayatın hemen her alanına yaymak mümkündür. Kişi bir karar verirken kendi gözlemine, kendi hayatında yaşadıklarına, inançlarına vs. göre karar verir. Peki bunu bilmenin bize ne yararı var? Birilerinin bir şeyler üzerine yorumlarını dinlerken onların kendi pencerelerinden baktığını bilin. Özellikle de evlilik gibi konularda, evliliği kötü giden birisinin çıkıp da evlilik ne kadar güzel bir şey demesi abes olurdu zaten. Hep evlilik üzerinden gidiyoruz ama net çizgilerle belli olmayan kişiden kişiye değişen konularda bu genellikle böyledir. Kandırılan, aldatılan birisi kolay kolay kimseye güvenmez olur mesela. Yaptığı yorum da hayata bakışı da buna göre olur.

Son bir örnekle kapatayım konuyu, baya ünlü bir video var denk gelmişsinizdir belki. Videoda genç şöyle diyor: “Bir erkek gidiyor kadını üzüyor. Ondan sonra kadın diyor ki bütün erkekler şerefsiz. Benim ne suçum var, ben evde televizyon izliyordum.” Hikayedeki kadın da kendi penceresinden bakıyor yani. Çok normal bir şey, yapacak bir şey yok.

Leave a Comment