Kilo söz konusu olduğunda genel olarak iki uç kesimden söz edebiliriz. Su içsem yarıyorcular ve ne yersem yiyeyim kilo alamıyorumcular. Gözlemlerime göre bir sağlık problemi söz konusu değilse bu iki tez de ziyadesiyle yanlış. Doktor ya da diyetisyen değilim, yani sağlık üzerine konuşabilecek ehliyete sahip birisi değilim. Sadece kendi hayatımdan ve çevremdekilerden gördüğüm kadarıyla bir şeyler söylemek istiyorum.
Ben bu iki uç noktanın ne yersem yiyeyim kilo alamıyorum tarafındayım. Yani en azından hayatımın büyük bir kesiminde öyleydim diyebiliriz. Son 5-6 aydır istediğim kilolara çıkabildim çok şükür. Peki neden kilo alamıyordum? Çok basit aslında, yeterli kalori alamadığınız sürece kilo da alamazsınız. Aynısı kilo vermek için de geçerli, kalori açığı oluşturmadığınız sürece kilo veremezsiniz. Kilo vermeden önce kısaca kendi kilo alma serüvenimi anlatıyım.
Ne yersem yiyeyim alamıyorum düşüncesindeydim. Bu yanlış bir düşünce tabii ki ama insanı yanılgıya düşüren şu oluyor. Eskiden çok yapardım, bazen bir öğünde inanılmaz fazla yerdim. Özellikle börek, pasta vs. hamur işleri varsa iyice dozu kaçırırdım. Bu halime bakınca, ne kadar yiyorum yine de kilo alamıyorum yanılgısına düşüyordum. Halbuki bu şekilde haftada bir kaç kez yiyordum ama diğer öğünler yeme performansım vasattı. Böyle olunca aşırı yediğim zamanlarda fazla kalori alsam da diğerleri hep eksi yazdığı için kilom hep aynı seviyelerde geziyordu ister istemez. Boy da uzun olunca kilo alabilmek için ortalama boya sahip bir insanın yediğinden daha da fazla yemem gerekiyordu haliyle.
Ben böyle çok yediğim yanılgısıyla yıllarca kendimi kandırmışım tabiri caizse. Beni yanıltan bir de şu oldu, kilo almak için ilk çare olarak aktarlara gittim. Niye oradan başladım bilmiyorum. Pekmez içirdiler, özel karışım verdiler. Sonuç sıfır. Aktardaki adam en son senin bünyen böyle demek ki deyip işin içinden sıyrıldı. Aktar macerasını bu şekilde noktaladım. Daha sonra çevremdekilerden sürekli duymam sebebiyle spora başladım. Sporun ilk başta etkisi oldu, 3-4 kilo aldım. Sonra aldığımdan daha hızlı hepsini verdim yine aynı noktaya döndüm. Son olarak bir arkadaşın tavsiyesiyle diyetisyene gitmeye karar verdim. Diyetisyen denildiğinde aklıma hemen kilo vermek geldiği için bu ihtimali düşünmemiştim açıkçası. Arkadaş bir rahatsızlığın olabilir diyetisyen tahlillerine bakıp yönlendirir deyince gittim.
Diyetisyen ilk olarak kan tahlilime baktı, bir problem göremedi. Daha sonra bana bir gün içinde genelde neler yediğimi anlatmamı istedi. Anlattım, anlatınca ben de fark ettim ki akşam yemeği hariç doğru düzgün bir şey yemiyormuşum. Bunun üzerine bana dolu dolu bir diyet listesi yaptı. Düşününce aslında klasik bildiğimiz diyetin zıttı oluyor. Yeme listesi daha çok. Zorlanarak da olsa yiyebildiğin kadar fazla yemeye çalış dedi. Aylar boyunca uğraşa uğraşa nihayet kilo alabildim, hala eksiğim var ama eskiye göre çok daha iyi durumdayım.
Yeri gelmişken şunu da söylemeden geçmeyeyim, dert tek olursa derman bulan çok olur. Ya da eşek kısa olursa semer vuran çok olur. Kilo konusu açılınca ben bir türlü alamıyorum derdim. Bunu duyan hemen herkesin bir öğüdü oluyordu. Eşek kısa olunca semeri hemen vuruyorlar. “Ben senin yerine olsam her akşam hamburger, patates yerdim.” “Ben de eskiden böyleydim, spora başladım o kadar aldım ki şimdi fazla kilolarımı vermeye çalışıyorum.” “Şunu, şunu ye acayip kilo aldırır”. Böyle uzayıp giden tavsiyeler, diyetisyen tavsiyesi hariç pek işime yaramadılar ne yazık ki. Bir de işin şu boyutu var, zayıf olunca insanlar istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi düşünüyor. Neyse buna sonra değineceğim, şimdi gelelim kilo vermeye.
Kilo verme olayı da aslında almanın zıttı ister istemez. Yemeği azaltmadığınız sürece kilo vermeniz çok zor. Gittiğim diyetisyenin şöyle bir sözü vardı; “iş çok basit aslında, yiyen alır, yemeyen verir”. Yaklaşık olarak günlük kaç kalori harcadığınızı öğrenip, buna göre kalori açığı oluşturmanız gerekiyor. Yani boğazınızdan kesmeniz gerekiyor. Burada da gördüğüm örnekler arasında benim başta bahsettiğim saman alevi misali bir anda parlayıp sönen yeme iştahımın tersini yaşayanlar var. 1-2 gün gerçekten çok az yiyip sonra eski sisteme dönmenizin kilo vermede çok bir yararı olacağını düşünmüyorum. Böyle bir kaç kişiye denk geldim, bir anda gaza gelip kısa süreli -genelde bir kaç gün- neredeyse hiç bir şey yemiyorlar. Sonra eski sistem devam. Kilo? Kilo aynı, bildiğiniz gibi.
Bir tanıdığım var, bir ara kilosu 110-120 kilo civarına çıkmış. Boyu uzun ama yine de bu kilo çok fazla. Kafaya koymuş ben bu kiloyu vereceğim diyor. Diyetisyen, spor vs. uzun uğraşlar sonucu 100 kilo civarlarına indi. Bir gün konuşuyoruz, günlük kalorimi 1500 olacak şekilde kendimi sınırlıyorum dedi. Bu şekilde kalori açığı oluşturarak yavaş yavaş veriyorum dedi. Özellikle akşamları çok yerdim, şimdi kendime hakim olmazsam yine kilo alırım, hedefim 85-90’a inmek dedi. Yeme iştahı olan ve bunu dizginlemeyen için kilo almak gerçekten kaçınılmaz, kişinin kendini kontrol etmesi gerekiyor.
Şimdi gelelim su içsem yarıyor diyenlere… Bu cümleyi sık sık duyduğum bir abi var tanıdığım. Benim de kilo almaya çalıştığımı biliyor. Bir gün kilo alma, kilo verme üzerine konuşuyoruz. Ben su içsem yarıyor, şu göbeğe bak, davul oldu çıktı dedi. Sonra durdu biraz, gerçi yiyorum da dedi. Ne kadar yiyorsun abi mesela dedim. Mesela dün akşam, çorba, ana yemek, pilav yanında bir tam ekmek yedim dedi. Daha da yerdim, kendimi tuttum dedi. Başka günler börek, çörek falan varsa onlardan da yerim dedi. Bazen gece kalkıp ekmek, peynir bir ne bulursam onları yiyorum dedi. Başka öğünlerini anlattı, benim yiyebilmem mümkün değil. İş pek su içmekle kalmıyor yani, anlattıklarında su hariç her şey vardı. Abi dedim ben bu saydıklarının yarısını anca yerim, senin kilo alman çok normal. Bu tempoda yediğin müddetçe, iyiye gitme ihtimalin pek yok ne yazık ki.
Bu bahsettiğim abiden, ben daha uzun boyluyum, daha gencim. İşe arabayla gidiyor, iş yerinde hareketi çok kısıtlı, neredeyse hiç spor yapmıyor. Ben işe bazen yürüyerek, bazen arabayla gidiyorum, haftada 2-3 gün spor yapıyorum. Yani benim vücudumun kalori ihtiyacı daha fazla. Ama ben bu abi kadar yiyemem, yesem midem kaldırmaz, kötü olurum muhtemelen. Düşününce, ben kendimi bildim bileli az yiyorum esasında, kilo aldığım dönemde kendimi zorlayarak yedim. Şu an bile fazla yemek zor geliyor. Bu abi de benim tahminimce fazla yemeye alışmış, o da yemeden duramıyor. İşin püf noktası sanırım yeme alışkanlığında.
Fazla kilolarından yakınan insanlar, kilo alamadığımı duyunca şöyle tepkiler verebiliyor: “İyi ne güzel işte, istediğini yersin. Kilo derdin yok”. Durum aslında öyle değil. Ben zaten fazla yiyemediğim için zayıftım, kendimi zorlayarak yiyerek kilo alabildim. Fazla kilosu olanlar genelde yemeyi seviyor, ondan farkında bile olmadan kilo alıyor. Yine bir tanıdığım şöyle diyordu: “Ben şimdi yesem, 1-2 saate tekrar yemek gelse yine yerim”. Bende ise durum şöyle, yemek yesem acıkmam en az 5-6 saati bulur. Bazen yine de acıkmam, sırf kilo vermekten korktuğum için yerim. Durum böyle olunca benim zayıf olmam, yiyen kişinin kilolu olması çok normal. Kendimizi sürekli kontrol altında tutmamız gerekiyor bir noktada. Malum yiyen alır, yemeyen verir.