Korona Etkisi – El Sıkışamama

Eski el sıkışmalarını hatırlıyor musunuz? Eski dediğim, korona öncesi dönemde yani. Şu an sanki on yıllar öncesi bir dönemmiş gibi gelse de aslında 4-5 sene geçmiş üzerinden. El sıkıca kavranırdı, mengene gibi sıkan olurdu. Hatta el sıkışmasına göre baskın karakter, çekinik karakter gibi çıkarımlar yapanlar bile vardı. Şu an nasıl peki el sıkışmalar?

Korona döneminde zaten herhangi bir el sıkışmadan söz etmek mümkün değil. O zamanlar ünlü olan bro fist ile takıldı insanlar korona süreci boyunca. Sonrasında da bu şekilde devam edenler oldu ama çok azaldı gördüğüm kadarıyla. El sıkışma olayında eskiye dönüş babında bir hayli düzelmeler olsa da, hala el sıkışırken insanlarda bir çekingenlik var. Korona dönemindeki yaşadıklarımız bilinç altımıza mı yerleşmiş ne olmuş bilemiyorum, eskiye dönmekte zorlanıyoruz. Çekingen bir el sıkma şekli var, hafif yumuşak bir tutuş, bir an evvel bitsin de elime kolonya sıkayım tutuşu. Nerede o eski el sıkışmalar diyeceğim utanmasam :).

Kolonya sıkmak demişken, sürekli bir kolonya sıkma seremonisi vardı. İş yerine gittin kolonya sık, birine temas et kolonya sık, bir kargo geldi kolonya sık… Böyle gidiyor liste, illaki bir şey olması da gerekmiyor, iş yerinde mesela arada bir fıs sesi gelirdi. Birileri bir şeylerden huylandı, ne olur ne olmaz bir fıs sıkayım dedi muhtemelen.

Bende de korona sonrası dönemde şöyle bir takıntı kaldı. Dışarı çıkıp eve dönünce illaki elimi yıkama isteği geliyor. Dışarı çıktım diyelim, ellerim cebimde 15-20 dakika gezindim, hiç bir şeye temas etmedim, eve döndüm. Yine de ellerimi yıkamadan rahat edemiyorum, içimden öyle bir dürtü geliyor. Eskiden olsa hiç bir şeye dokunmadım, ne gerek var yıkamaya der geçerdim. Çok da kötü bir alışkanlık değil diye düşünüyorum.

Bir başka nokta maske kullanımı. Şahsen ben korona dönemine kadar hastane haricinde maske takan birisini gördüğümü hatırlamıyorum. Korona döneminde hemen herkes takıyordu. Korona sonrası dönemde de artık toplu taşıma araçlarında tek tük maske kullananları görmeye başladım. Özellikle kış aylarında bu aralar bir salgın var lafı çıkar. O salgınlar kimden çıkıyor bilmiyorum ama herkesi bir turluyor, kimi yakalarsa artık. Bu salgın var dönemlerinde biraz daha artıyor maske kullanımı. Bu da koronanın hayatımıza getirdiği değişikliklerden biri.

Dikkatimi çeken son nokta ise şu, eskiden toplu taşımada ya da başka insanların toplu bulunduğu ortamlarda birisi hapşırsa, öksürse çok umursanmazdı. Şimdiyse hemen bir tedirgin oluyor insanlar. Biraz geri çekiliyor gayri ihtiyari. Hapşırık, öksürük devam ederse nasıl kaçarım diye etrafı kolaçan ediyor. Bu da koronanın bize bir başka hediyesi, kötü bir hediye değil tabi ki. Bir hastalık riski varsa kendimizi savunmamız gerekir.

Burada şimdiye kadar yazdıklarım korona döneminden hayatımıza akseden bir kaç misal. Korona dönemi bambaşka bir şeydi tabi ki. Sırf eve tıkılıp kalmış insanların psikolojisi üzerine bile çok şey söylenebilir. Düşündükçe afakanlar basıyor denir ya biraz öyle hissediyorum. O günleri, ayları nasıl geçirmişiz hayret ediyorum. Allah tekrar böyle bir salgından bizleri muhafaza eylesin.

Leave a Comment