Eskilerde telefonla uyandırma servisi diye bir sistem varmış. Eski filmlerde, dizilerde ya da yaşınız yeterince büyükse gerçek hayatta denk gelmişsinizdir. Şahsen benim yaşım yetmiyor, Seinfeld dizisinde görmüştüm. Karakterimizin sabah erken kalkması çok önemli. Alarm kuruyor, yetmiyor uyandırma servisini de ayarlıyor. Türkiye’de hiç böyle bir sistem oldu mu bilmiyorum ama Amerika’da bir zamanlar varmış demek ki.
Ben kendi hayatımda bu sistemin daha farklı bir versiyonuna şahit oldum. Sabah işyerindeyiz, klasik bilgisayarı aç, sistemleri kontrol et, sıkıntılı bir durum var mı tarzı kontrolleri yapıyorum. O sırada odada 5-6 kişiyiz, iki hanımefendi, ikisi de nişanlı. Birisi “Ay ben nişanlımı uyandırmayı unuttum, işe geç kalacak, hemen arıyım” dedi. Diğeri ben de yarım saat önce uyandırdım dedi. Aceleyle aradı önceki.
Benim kafamda tabii ilginç sorular dönmeye başladı. Neden arıyorlar, bu arkadaşların telefonlarında alarm özelliği yok mu? Sene iki bin yirmi küsur değil mi? Doksanlı yıllara geri mi döndük? Biraz konuşunca anladım ki bu onlar için gayet doğal bir durum. Her gün bu şekilde arayıp uyandırıyorlarmış.
Açıkçası hayatım boyunca alarm kurup da uyanamadığım bir gün hatırlamıyorum. İnsan geç uyumuş olsa bile, telefon mübarek mehteran gibi bağırıyor. İstiyorsan kalkma, birazdan yine çalıyor. Kaldı ki alarmı duymayan, telefon sesini nasıl duyacak? Bu da benim için ayrı bir muamma. Artık erkekler de mi kendini naza çekiyor acaba? Beni kaldırmazsan işe gitmem mi diyorlar? Her gün senin güzel sesinle uyanmak istiyorum diyerek romantiklik mi yapıyorlar?
Ne yapmak istiyorlar bilmiyorum, kendilerine denk gelip de sorma fırsatım olmadı. Ama şunu bir kez daha anladım ki, insanların bazı davranışları bana çok garip geliyor. Aynı şekilde benim yaptığım şeyler de başkalarına garip geliyordur. Ama alarmı da kurun kardeşim. Yormayın bu insanları.