Son bir kaç yılda popüler olan bir tabir var. Hepinizin malumu olacağı üzere bu tabir “yatırım tavsiyesi değildir sözü. Kısaca ytd. Sosyal medyada özellikle birisi yatırım üzerine bir şeyler söylüyorsa, birisine tavsiye veriyorsa sonuna hemen bunu yapıştırıyordu. Ben böyle ileri geri yatırım ile ilgili konuştum, fikirler verdim ama herhangi bir tavsiyede bulunmuyorum ona göre deyip kendini korumaya alıyordu yani. Kanuni olarak bir endişeden kaynaklı sanırım, hiç yatırım tavsiyesi vermediğim için, şimdiye kadar hiç yazmam da gerekmedi.
Bu yıla gelindiğinde artık bu tabir miadını doldurdu sanırım. Artık yorumlarının sonuna ytd ekleyen pek görmüyorum. Yatırım tavsiyesi denilince de aklıma hep Röportaj Adam’ın videosu geliyor. Yatırım tavsiyesi verme furyasıyla dalga geçip şöyle diyor: “Bu söylediklerim yatırım tavsiyesi olmamakla beraber, evinizi, arabanızı gömebilirsiniz”. Ben bu yazıda tutup da yatırım tavsiyesi vermeyeceğim, sadece yatırım ile ilgili bir kaç bakış açısı sunmaya çalışacağım. Eskisi yad etmek hatırına, bu bahsedeceğim bakış açıları yatırım tavsiyesi değildir :).
Öncelikle peşin peşin belirteyim, yatırım alanında çok bir bilgim yok, klasik benim usul sağdan soldan gördüğüm, üzerine düşündüğüm şeyler var. Milyonlar kazanmış bir yatırımcı falan değilim. O tarz birisinin tavsiyeleri daha kıymetlidir haliyle, benimki sadece bakış açısı.
Yatırıma geçmeden önce enflasyon üzerine kısaca konuşmak istiyorum. Enflasyon demek basitçe kağıt paranın değer kaybedip, alım gücünün düşmesi denilebilir. Enflasyon başlıca sebebi para arzının artmasıdır. Başka sebepleri de var tabi ki ama ekonomist değilim, anladığım kadarıyla piyasada dolaşımdaki para arttıkça alım gücü düşüyor. Bir ev aldınız, aylar yıllar geçti. Her şeye zam geldi, kağıt paranın değeri düştü, evin fiyatı arttı.
Benim gördüğüm kadarıyla kağıt para bir yatırım aracı değildir. Yıllardır kazandığı parayı dövize, yani Dolar, Euro’ya yatıran insanlar var. Bu paralar Türk Lirası karşısında değer kazansa da kendi içlerinde enflasyonları var. Yani yıllar içinde onların da alım gücü sürekli düşüyor. Farzı misal 20 bin dolara ev alıyordunuz, yıllar geçti o evin fiyatı 25, 30, 40… diye artacaktır. Yüzyıl öncesini düşündüğünüzde Amerika’da bir dolar bir haftalık kiraya denk geliyormuş. En azından yapay zeka böyle cevap verdi. Bugünü düşündüğünüzde kira kim bilir kaç bin dolar. Yıllar içerisinde kağıt paralar hep değer kaybediyor, devletin sürekli para basması gerekiyor çünkü.
Bir video izlemiştim, videodaki adam şöyle diyor: “Kağıt para gerçek para değildir. Değersiz bir kağıt parçasıdır. Altın, gümüş vs. gerçek para bunlardır. Yüzyıl öncesinden bir altın sikke bulsanız, o bugün de hala kıymetlidir. Yüzyıl önceki doların olsa olsa bir antika kıymeti vardır.” Okullarda bunu öğretmezler diye bağlıyor sözlerini. Yani yatırım yaptığını düşünerek döviz almak mantıklı değil.
Buradan doğal olarak şu noktaya geliyoruz. Dolar almak için büyük bir sermayeye ihtiyacınız yok. Küçük bütçelerle de rahatlıkla alım yapabiliyor insanlar. Ev almaya, arsa almaya paramız mı var denilebilir. Haklı bir serzeniş. Dolara, Euro’ya alternatif olarak altın, gümüş düşünülebilir. Altın için malum güvenli liman tabiri kullanılır, devletler hazinelerinde altın bulundurduğu için kıymetlidir. Hepsinin yıllar içindeki grafiğine bakabilirsiniz, hangisinin daha iyi bir tercih olacağını buradan kestirmeniz zor değil. Birisinin size şunu al, bunu al demesine gerek yok.
Ev, arsa konusuna dönersek, yine bir videoya denk geldim. Videodan önce şunu söyleyeyim, insanoğlu olarak hemen hepimiz çok sabırsızız. Bir şeyler çabucak olsun istiyoruz. Uzun vadeli düşünmek çok yapımıza uymuyor. Videodaki kişi ünlü bir yatırımcı anladığım kadarıyla, şöyle diyor: “Paranız nereye yeterse orayı alın, benim param bir evin bodrumuna yetiyordu, ilk orayı aldım. Daha sonra satıp, üstüne para ekleyip başka bir yeri aldım. Bu şekilde ilerlettim işleri. Başta o bodrumu almasaydım, şu an hiç bir yatırımım yoktu belki de”.
Bu bodrum dairesinde de kim yaşar deyip, parayı başka şeylere harcasaydı, bu günkü bulunduğu konuma gelemeyecekti belki de. Bu devirde para harcamak, özellikle ihtiyacımız olmayan şeylere harcamak çok kolay. Klasik bir söylem olacak ama kapitalist sistem insanların harcaması, daha fazla tüketmesi üzerine kurulmuş zaten. Son model bir telefon, bilgisayar, oyun konsolu, kulaklık… Liste böyle gidiyor ve harcanan para farkında olmadan ciddi bir meblağa ulaşabiliyor aslında.
Yıllar önce bir tanıdığım anlatmıştı, kendisinin bir iş yeri var. O civarda iş yeri olan bir tanıdığı var. Bu tanıdığı Çin’den boncuk ithal ediyor. O zamanlar bu işi fazla yapan yok, gelen ürünleri bir çırpıda satıyor. İyi bir kar kalıyor cebine. Bizim tanıdığa geliyor, böyle böyle iyi para kazandım sence bu parayla Çin’den bu sefer daha fazla ürün getirip onları mı satıyım yoksa son model bir araba mı alıyım diyor. Bizim tanıdık Çin’den mal getir tabi ki diyor. Dinlemiyor diğeri, son model bir araba alıyor. Beni dinleseydi diyor şu an piyasadaki dev firmalardan biriydi, şimdi ortalama bizim gibi bir firma olarak devam ediyor.
Yatırım demek sadece altın aldım, hisse aldım, ev, arsa aldım demek değildir. Kendi işinize yatırım da aslında oldukça iyi bir yatırım olabilir. Bazen şöyle sorular sorarlar, şu kadar para kazandım bu parayı neye yatırmamı önerirsiniz? Şöyle cevaplar görüyorum ki gayet mantıklı bence de, parayı nereden kazandıysan oraya yatır. Yani bildiğin işi yap, bilmediğin bir işe girersen elindeki parayı batırırsın Allah muhafaza. Tosya’ya pirince giderken, eldeki bulgurdan olma diyorlar yani.
Bahsettiğim videodaki kişi başka bir videoda da şöyle diyor. Yıllar önce 50 dolara bir yer aldım. Aradan yıllar geçti, geçenlerde o yer 20 bin dolara satıldı diyor. Gücünüz nereye yetiyorsa orayı alın diyor. Kişi illaki İstanbul’da bir yer alacağım diye çabalarsa, halihazırda bir birikimi yoksa o parayı toparlayana kadar fiyatlar artacak. Böyle kısır bir döngüde sıkışıp kalacak. Gücünüz yettiği yerden alın derken gidip de dağ başında bir yerden almayın. Araştırmanızı yapın, bilenlere sorun, burası ilgi görür dediğiniz yerlere yönelin.
Bir emlakçı tanıdıkla bir yere gidiyorduk. Telefonu çaldı, kuzeni arıyormuş konuşma bitince söyledi. Kuzenine bir tarla önermişler, buraya imar gelirse fiyatı uçar vs. bir şeyler anlatmışlar. Direk atlamamış, emlakçı akrabamız var, ne olur ne olmaz bir soralım demiş kuzeni. Telefonda söylüyor bizim emlakçı, dün burayı araştırdım abi dedi. Buranın ekmeğini değil senin oğlun, onun oğlu bile yiyemez dedi. Burası kocaman bir ovanın ortasında bir tarla, buraya imar çıkması neredeyse imkansız dedi.
Yatırım işlerinde de dikkatli olmakta, güvenilir kişilerle ilerlemekte fayda var. Diğer türlü üstüne kar koymayı geçtim, eldeki paranızdan da olursunuz. Nasıl denk geldi bilmiyorum, bir futbolcu eskiden aldığı yerlerden bahsediyor. Bir gün kulübün tesislerinde baktım herkes bir yerleri satın alıyor, bir şeyler dönüyor diyor. Ben de gaza geldim, bir kaç yer aldım. Yıllar geçti, değerlenmeyi geçtim fiyatı düştü diyor. Futbolcuya çok koymaz da, bütün birikimini bir yere bağlayan birisi için çok önemli mevzular.
Aklıma gelenler genel itibariyle böyle. Bunları bana şimdiye kimse açıklamamıştı açıkçası, ben de çok araştırmadım. Belki birilerine bir fikir verir diye dilimin döndüğünce bir şeyler anlatmaya çalıştım. İnşallah birilerine faydası dokunur.