Zenginlik mutluluk getirir mi – Multimilyoner

Yıllar önce birisiyle tanışmıştım. İşini tam kelimeye dökemiyorum, bir nevi yatırımcı, işin içinde kendi de çalışıyor ama. Yatırımcı genelde parayı yatırır, dışarıdan izler. Olaya müdahil olmaz, karına, zararına bakar. Şirket satılır, karını alır, önüne bakar. Bu bahsettiğim kişi öyle değil, iş kuruyor, başka işlere yatırım yapıyor, kendi de çalışıyor o işlerde. Bu şekilde rolüne anlam veremediğim birisi hayal edin.

İnternetin, bilgisayarın ilk yıllarında girmiş bilişim sektörüne. Şu an bildiğimiz ünlü bazı firmaların kurucusu, ortağı falan olmuş. 3 harfli alan adı bile var, atmasyon bir şey değil, normal bir kelime. Sırf bu alan adına ne kadar değer biçilir bilemiyorum. Şirketler daha değerlidir tabi ki de, 3 harfli hem de anlamlı bir kelime olan alan adı da yabana atılacak bir şey değil. Bu şekilde sektöre girilebilecek en iyi zamanda girmiş, şirketler kurmuş, yatırımlar yapmış birisi. Multi milyoner diye tabir edebileceğimiz birisi.

Bu kişiyle tanıştığımda yeni bir proje üzerinde çalışıyordu, yeni bir yatırım, yeni bir iş. Var olan işleri üzerine bir iş daha. Anlattığına göre baya karlı da olabilecek bir iş. Kendisi yaşlı değil, muhtemelen 45-50 civarlarında. Beni bir düşünce aldı ister istemez. Hali hazırdaki servetini bir kenara bırakalım, pasif gelir dediğimiz geliriyle bile ömrünün sonuna kadar rahat rahat yaşayabilir. 9-5 sisteme talim eden bir çok insan böyle bir serveti bulsa, işi gücü bırakır tatil moduna geçer muhtemelen.

Bu da bizi şu soruya getiriyor: Multimilyoner neden çalışır? Bu soruya cevap vermek benim açımdan baya zor. Multimilyoner işkolik, multimilyoner mirasyedi, multimilyoner tutumlu tarzı bir çok hayatı deneyimlemem gerekiyor. Bu da pek mümkün olmadığına göre dışarıdan tahminlerimle yetinmek zorunda kalacağım.

İlk teorim şu şekilde, çalışma hayatını yıllar boyunca sürdürdüğünüz zaman artık hayat sizin için çalışma demek oluyor. Bir hafta boş kalsanız, tatile bir yerlere gitmediyseniz evde sıkıntıdan patlarsınız. Arthur Schopenhauer’in bahsettiği geçim sıkıntısından kurtulunca can sıkıntısı köşe başından çıkagelir. Yani ilk aklıma gelen can sıkıntısı ve yılların alışkanlığı. Sabah kalkıp işe gidip bir şeylerle uğraşmak, sürekli bir şeyler yapmaya çalışmak, kazanmak kaybetmek… Bunu bırakamıyor insanlar diye düşünüyorum. 9-5 çalışan zaten zoraki gidiyor işe, yeni bir iş kurmuyor, yeni bir yatırım yapmıyor. Onda bu arzu oluşmuyor o yüzden ama can sıkıntısı onu da es geçmez diye düşünüyorum.

İnsanın hayatında iş ister istemez en büyük zamanını alan şeylerden biri oluyor. O devasa zamanı dolduracak bir aktivite bulmakta haliyle zor. Bu bakımdan bildiğim işten devam edeyim, emekli olunca sahil kasabasına yerleşiriz fikrinde devam etmeleri anlaşılabilir. Bana çok uymuyor ama, 9-5 sistemden iyice bunalanlardan birisi olarak.

İkinci teorim ise zenginliğin sunduğu şey temelinde istediğinizi alabilme özgürlüğüdür. Bu istediğiniz şey maddi olabileceği gibi, boş zaman da olabilir. Çalıştığınız işi bırakabilme şansınız vardır yani. Biz burada maddi olan üzerinden ilerleyeceğiz. Yeni bir şey satın aldığında insanlar genelde mutlu olur. Yeni bir telefon, bilgisayar, araba, ev, yat… Zenginlik seviyesi arttıkça bu listedeki şeylerin değeri de artar haliyle. Genelde şöyle olur, bir şey alırsınız mutluluk seviyeniz artar, kısa bir süre sonra eski seviyesine döner. Bunu kendinizden de gözlemleyebilirsiniz.

Sürekli bir şeyler alarak bu seviyeyi yukarıda tutmak mümkün mü peki? Benim düşüncem değil. Bir süre sonra yeni aldığınız şey size bir mutluluk vermemeye başlıyor. Küçükken yeni bir elbise alınca çok mutlu olurduk, şu an şahsen ben bir şey hissetmiyorum. Zenginlik miktarı arttıkça bu elbise, telefon olacak, araba olacak, ev olacak, yat olacak, kat olacak. 5. evini aldığında bir şey hissetmeyecek, oralarda bir evi var, birileri kirada oturuyor. Her ay servetini biraz daha artırıyor. Bu serveti yemeye kalksa tek başına yiyemez, har vurup harman savursa, olur olmaz her şeye saçsa anca.

Şöyle bir videoya denk gelmiştim, bir hoca anlatıyor. Aklımda kaldığı kadar aktarıyım. Rızık ile servet aynı şey değildir diyor. Rızık diyor yediğin, içtiğin, giyip eskittiğindir. Kulak zenginliği diye bir şeyden bahsediyor. Adamın 50 tane dairesi var. Adama söylüyorlar senin 50 tane evin var, o da duyuyor mutlu oluyor. O elli evde oturma imkanı yok, kulak zenginliği yani. Bazıları diyor servetini yiyemiyor da, doktor sınır koymuş, şunları ye şunları yeme diye.

Teoriye geri dönersek, bir şeyler almak bir noktadan sonra mutlu etmiyor. Yaptığı işte ise bir şeyler başarınca halen daha mutlu oluyor olabilir. Buradaki mutluluk diğerinden daha çok çaba gerektiriyor haliyle, rakiplerle mücadele edecek, yeni bir fikir bulacak vs. Diğerinde önemli olan sadece para. Öyle olunca da anlamı yitiyor diye düşünüyorum.

Şu an için aklıma gelen teoriler bu şekilde. İlki daha ağır basıyor bence ama ikisinin karışım bir durum olabilir diye düşünüyorum. Multimilyoner olmak bir süreç olduğu için, 9-5 çalışan işe bugün parayı bulsam diye bakıyor. Bunun üzerinden değerlendirmek çok doğru değil. Bu teoriler ışığında baktığımızda zenginlik mutluluk getirecekmiş gibi durmuyor açıkçası.

Leave a Comment