Maskeler dünyası – Ne kadar tanırsın?

Geçenlerde aklıma şöyle bir düşünce geldi, iş yerindeki birisi beni acaba ne kadar tanıyor? Diğer taraftan bakarsak ben iş yerindeki falanca kişiyi ne kadar tanıyorum? Küçük bir yerde insanlar birbirini daha çok tanıması olasıdır ama benim buradaki söylediğim nispeten büyük şirketler. Otuz, kırk kişi ve üzeri çalışanı olan şirketler.

İster istemez birilerini biraz daha fazla tanırsınız, kimisinin neredeyse sadece ismini bilirsiniz. İstisnaları hariç tutarsak bir yere kadar tanıyabilirsiniz, özellikle kurumsal firmaları düşünürsek tanıma miktarı daha da azalır. Benim düşüncem özellikle iş hayatında hepimiz maskeler takarız. Bu sebeple iş yerinde birbirimizi bir yere kadar tanıyabileceğimizi düşünüyorum.

İş yeri özelinde konuştuk ama aslında bir çok yerde maskeler takarız ya da en hafif tabiriyle hareketlerimizi kontrol altında tutarız. Hayatımda buna dair pek çok örnek olsa da beni en çok etkileyen, şaşırtan iki tanesinden bahsetmek istiyorum.

Tanıdığım iki kişi, birisi benden 7-8 yaş büyük, diğeri 4-5 yaş küçük. İkisiyle de ailecek tanışıyoruz, geçmişte yıllar önce ailecek gidip gelinirdi. Tanıdığım kadarıyla ikisi de iyi insanlardı, bize karşı konuşması tavrı vs. olumsuz bir şeylerini hatırlamıyorum. Bir gün nasıl olduysa birisinin annesi bana kızını kast ederek şöyle bir şey söyledi, sen onun iyi birisi olduğunu düşünüyorsun değil mi? Evet dedim, iyi birisi. Bana evde neler yapıyor, neler söylüyor bir bilsen. Korkumdan ağzımı açıp tek kelime edemiyorum, köşeme sinip kalıyorum. Ne kadar şaşırdığımı tarif edemem, böyle bir şey hiç beklemiyordum.

Başka bir vesileyle diğerinin de ailesine, özellikle annesine kötü davrandığını öğrendim. Buna da önceki kadar şaşırdım, hiç böyle bir şey yapacağını düşünmemiştim ikisinin de. Bunlar haricinde efendi, uslu görünen birisi kendi hayatında ağzı bozuk, asabi birisi olabilir. İnsanlarla yakınlaştıkça, aradaki maskeler kalktıkça farklı bir kişiyle karşı karşıya kalmanız olası. Bu sebeple bir kişiyi en iyi tanıyan ancak ailesidir, beraber yaşadığı kişilerdir. Orada artık maskeler çıkarılır, herkes kendi hüviyetine döner.

Bu düşünceler üzerine iş yerinden rastgele birisini ne kadar tanıdığım üzerine biraz düşündüm. Sonuç olarak pek tanımadığım aslında yoldan geçen yabancıdan biraz daha fazla tanıdığıma hükmettim. Hareketleri gerçek mi, söyledikleri gerçek mi, hatta verdiği tepkiler, gülmesi gerçek mi hepsi bir soru işareti.

Sonuçta orada benimle oturması, konuşması hepsi bir mecburiyetin bir parçası. Belki ben çok sıkıcı birisiyim, imkanı olsa belki yüzüme bile bakmayacak. Ama iş hayatı onu buna mecbur ediyor. Hepimizi mecbur ediyor. Maskeni tak rolünü oyna, maaşını al ve bu döngüye devam et. Maskeleri çıkarınca bambaşka birisi çıkarsa şaşırmam yani.

Aklıma son olarak senin böyle birisi olduğunu düşünmemiştim, senden bunu beklemezdim serzenişi geliyor. Bu da belki maskeyle alakalıdır. Birisini tanımak için 3 şey gerekiyordu yanlış hatırlamıyorsam; yolculuk etmek, alış veriş etmek, arkadaşlık etmek. En iyi tanıma yolu tabi ki mümkünse aynı aile ortamında yaşamak ama bu pek mümkün değil maalesef ki. Aile olmak ya doğuştan gelir ya da olduktan sonra tanımak için biraz geç kalmışsınız demektir.

Aile olmak deyince aklıma şöyle bir hatıram geldi, yıllar önce bir arkadaşın düğününe gitmiştik. Bizi arkadaşlarım diye tanıttı, müstakbel kayın babasına. Aradan biraz zaman geçince gelinin babası yanımıza geldi, damadı kast ederek nasıl, iyi birisi midir diye sormuştu. İçimden biraz geç kaldın sanki nikah kıyılıyor bey amca demek gelmişti ama bir şey demedim. Acele etmelerine gerek yok sanırım zaten yakında ailecek tanıyacaklar. Benim bildiğim kadarıyla iyi birisiydi ama, ne kadar tanıyabildiysem artık.

Leave a Comment