Medeniyet – İzmaritsiz Şehir

Geçenlerde bir videoya denk geldim, evet bu yine oldu. Videodaki kişi gittiği bir şehri övüyordu. Şöyle güzeldir, böyle iyidir diye bir çok özelliğini saydı döktü. En son bütün bunlara ek olarak çok da medeni bir şehir dedi. O kadar medeni ki yerde bir tane bile izmarit göremezsiniz. En işlek caddelerinden bahsediyor, insanlar o kadar medeni ki yerde bir izmarit bile yok. Tabi hemen beni bir düşünce aldı…

Medeniyetten beklentinin bu kadar düşük olması gerçekten çok şaşırtıcı. Çıtayı bence çok aşağı koymuşuz. İnsanlıktan o kadar ümit kesilmiş ki her şeyi bir kenara bıraktık bari etrafı kirletmesinler deniyor herhalde. Bunu başarabilirseniz söz size medeni diyeceğiz, el üstünde tutacağız.

İşin şakası bir yana, her gün geçtiğim İstanbul sokaklarını düşünüyorum. Yerlerde izmaritler, başka çöpler, aklınıza ne gelirse. Elinde bir süpürge ve çöpleri toplayacağı ismini bilmediğim aletle bu çöpleri toplayan insanları görünce üzülüyorum. Çöpünü az ilerideki çöp kutusuna atmak yerine, yere atmak akıl almaz bir davranış. Atılan çöpü en iyi ihtimalle bir temizlik görevlisi süpürecek. Yoksa rüzgarla sağa sola, bir bilinmezliğe doğru savrulup duracak.

Ellerinde süpürge sabahtan akşama İstanbul sokaklarını arşınlayan temizlik görevlileri olması hepimiz adına üzücü bir durum. Bir çöpünüzü bile atmayı beceremediniz, arkanızdan görevliler göndermek zorunda kaldık. Onlar da nereye kadar yetişebilecek zaten o da ayrı bir soru işareti. İstanbul dediğiniz milyonlarca insanın yaşadığı harita üzerinde küçük olsa da binlerce sokağıyla devasa bir şehir.

Videonun devamında medeniyet tezahürü olarak bir noktaya daha değiniyordu. Yaya geçidinde durup, yol veren arabalar. Bu zaten çok klasikleşmiş bir örnek. Avrupa için hep bu örnek verilir, yola adımınızı attınız mı bütün arabalar durur, öyle medeni insanlardır diye ballandıra ballandıra anlatılır. Ben Avrupa’ya bir sefer gittim, gitmeden önce abartıyorlar diye düşünüyordum. Yaya kaldırımına paralel yürüyorum, karşıya geçme düşüncem yok, yine de bir arabanın yavaşlayıp durduğunu görmüştüm.

Bir kaç farklı deneyimim daha oldu. Alışkanlık olarak yaya kaldırımına gelince bir duraksıyordum. İstanbul’da böyle yaparız genelde, bekleriz arabalar geçip yol açılınca karşıya geçeriz. Ben bekliyorum, arabalar da bekliyor. En son farklı bir ortamda olduğumun idrakine varıp, karşıya geçmiştim. Alışkanlıklardan kurtulmak kolay değil, bir kaç sefer bunu yaşamıştım. Benim gittiğim yer küçük bir tatil beldesiydi, diğer yerlerde böyle midir bilemem tabi ki.

Bu iki madde medeniyet denilince söylenen en yaygın iki şey sanırım. Bir çok kişiden hep bu ikisini duydum, siz de muhtemelen bir çok sefer duymuşsunuzdur. Hatta bazılarınız işi ileri götürüp, bunları söyleyenler safına geçmişsinizdir bile :). Medeniyet ölçüsü nedir tam olarak bilemiyorum. Ama kıstas olarak bu ikisini alıyorsak, gerçekten beklenti çok aşağılarda diye düşünüyorum.

Hemen hemen hafta içi her gün Beşiktaş vapuruyla karşı kıyıya geçiyorum. Gemide ilginç bir anons yapılıyor: “Bizim temiz bir çevrede yaşama hakkımız olduğu gibi çevremizdeki canlıların da temiz bir çevrede yaşama hakkı var. Lütfen çevremizi temiz tutalım, çöplerimizi çöp kutularına atalım”. Tam olmadı muhtemelen ama buna benzer bir şeydi. Ana fikri anladınız diye düşünüyorum. Böyle bir anonsun yapılmasının ihtiyaç olması bile ayıp olarak bize yeter sanırım.

Leave a Comment