Geçenlerde emlak sektöründe çalışan birisiyle konuştum, daha çok o konuştu ben dinledim aslında. Yeni bir firmada işe başlamış, daha önce de başka bir emlak firmasında 6 ay kadar çalışmış. Öncesinde ne iş yapıyordu bilmiyorum. Minimum 6-7 aylık bir emlak sektörü deneyimi var yani. Çalıştığı firma ağırlıklı olarak arsa alıp, satıyor. Konut, tarla, dükkan gibi şeylere pek girmiyorlar. Uzmanlık alanları imarlı arsa yani.
Konu ister istemez neredeki arsa yaklaşık ne kadara geldi. Bundan 4-5 sene önce Silivri’de arsalar yok fiyatına satılıyordu dedi. Alıp bir kaç tane kenara atsam, şimdi evden çalışıyor olurdum dedi. O da günde fazla değil üç dört saat çalışırdım dedi. Onları satardım, daha uzaktan uygun fiyatlı arsalar alırdım, onları ufak karlarla satıp kendimi rahat rahat çevirirdim dedi. Kimsenin yüzüne bakmadığı arsalar şimdi olmuş dört, beş milyon.
Geçmişe bakıp bu tarz pişmanlık yaşayanları bir çok alanda görebiliriz. Ben buna geç gelen pişmanlık ya da çaresiz pişmanlık diyorum. Bu noktada insanın yapabileceği genelde hiç bir şey olmaz, şimdiye yapsaydım demenin artık bir yararı olmaz. Özellikle arazi konusunda buna çok rastlanır. Yukarıdakine ek olarak eskiden buralar çok ucuzdu, babam, dedem alsaydı şimdiye köşeyi dönmüştük gibi bir bakış açısı var.
Büyüklerden dinlenen şöyle hikayeler vardır, zamanında filan kişi İstanbul’da büyük bir arazi alabiliyormuş. Buradan bir şey olmaz deyip köyden bilmem kaç dönüm tarla almış. Biz gelecekten bakan kişiler olarak bu alımı yapan kişinin yanlış bir yatırım yaptığını net bir şekilde görebiliyoruz. İçinde bulunan kişi için İstanbul’un bu kadar değerleneceğini kestirmek zor. Şu an paha biçilemeyen yerler, onun yaşadığı dönemde klasik tabiriyle dutluktu. Adam kesseler kimsenin ruhu duymaz tabiri kullanılan bir yeri almaktansa köyde bildiği yeri almak daha mantıklı gelmiş. Bizim gelecekten yargılamamız haksızlık.
Benzer bir şey kripto için de yaşandı. Bol keseden dağıtılan, bir çok insan için değersiz bir şey gibi görülen bitcoin, şu an gelinen noktada seksen bin dolar civarında. İlk zamanlarına göre kaç kat değerlenmiş hesaplanabilir mi bilemiyorum. Hesaplanabilir mi diyorum çünkü o zamanlar bitcoin musluğu tarzı siteler varmış. Ben de bunu geçenlerde öğrendim, sadece siteye girip Captcha doldurana 5 bitcoin hediye ediliyormuş. Amacı ne sitenin? Bitcoin’i insanlara tanıtmak gibi bir amaçla kurulmuş, o zamanlar bir değeri olmadığı için beşer beşer dağıtmakta bir sıkıntı yoktu. Bu yüzden ne kadar değerlendiği hesaplanabilir mi bilemiyorum, bir nevi sıfırmış yani değeri. Bu site hala duruyormuş bildiğim kadarıyla ama çok çok düşük bir miktar veriyor diye okumuştum yorumlarda. Uğraştığınıza değmeyecek bir miktar yani.
Arsa olsun, ev olsun, kripto olsun geçmişe bakıp, şunu alsam köşeyi dönmüştüm demenin bir anlamı yok. Bunu takip eden şöyle bir şey oluyor bir de; şimdiye yapsaydım artık çok geç. Bir fırsat geçer, başka bir fırsat gelir. Önemli olan şu an içinde bulunduğumuz fırsatları fark edebilmek. On yıl sonra şu ana dönüp baktığımızda eminim başka kaçırdığımız fırsatlar göreceğiz. Bu fırsatlar nasıl fark edilir asıl mevzu orası zaten. Arsa, kripto vs. iyice popüler hale geldiği için bu alanlarda bir koyup yüz almak artık ne kadar mümkün bilemiyorum. Ama gidişat bu şekilde devam ederse, şu an Silivri’nin fiyatı uçtuğu gibi yarın başka bir yerin fiyatı uçacak. Zor olan zaten neyin uçacağını kestirmek.
Arsa örneğinden gidersek, kimine göre insanlar artık şehirleri bırakıp köylerde yaşamaya başlayacak, oralardan arsa, tarla alın diyorlar. Kimine göre de şehirler hep devam edecek, nüfus hep burada yoğun olacak. Her yerin gökdelen olduğu bir gelecekte, şehre uzak arsanın değeri de düşecektir. Temel olan arz-talep, insan davranışları. İnsanlar her şeyi içinde olan gökdelen tarzı bir yerde yaşamayı tercih edip, yazlık tarzı müstakil yerleri tercih etmemeye başlarsa, her şeyin fiyatı da ona göre değişir. Müstakil eve olan talep devam ederse, devam etmesi demek nüfus arttıkça arsaya olan talebin de artması demek, arsa fiyatları hep artacaktır. İşin bir de enflasyon boyutu var tabi ki, burada dediğim onun haricinde, insan davranışları temelinde bir bakış açısıyla.
İşin bir de gıda boyutu var tabi ki, organik tarım mesela. Bu da tarım alanına olan talebi belirleyecek bir unsur. Emlak sektöründe insanların nerede yaşamayı tercih edeceği, gıda konusunda ne olacağı neyin değerlenip neyin ucuzlayacağını belirleyecek. Benim bunlara dair net bir öngörüm yok. Öngörüsü olan ona göre bir yatırım yapar, sonuç ne olur on yıl sonra hep beraber geriye bakıp görürüz artık.