Zengin olmak kolay mı? – Kapitalist sistem

Hemen herkes zengin olmak ister ama nadiren bunu dile getiren insan görebilirsiniz. Neredeyse kimse sormadan söylemez yani. Zengin olmak ister misin dersiniz, tabi ki kim istemez ki der mesela. Tanıdığım birisi ara ara konuyu hep paraya, mala mülke getirip zengin olmak istediğini açık açık söylerdi. Hal böyle olunca, hisse senedi alıyor, altın alıyor, döviz alıyor, faize giriyor vs. sürekli bir şeyler deniyor.

Bu arkadaş zengin olma konusunda hangi noktada bilmiyorum ama sürekli bir şeyler denediğine şahit oluyorum. Bir tanıdığından bilgi geliyor, altın alıyor, kripto alıyor, bir şeyler yapıyor. Söylediği kadarıyla çok az harcama yapıyor. Birisi mesela şuna şu kadar para verdim dese, ben o parayı versem bir ay yemek yemem der. Sürekli para biriktirip bir yerlere yatırım yapıyor anladığım. Bazen de bu aralar çok harcama yaptım diyor. Bir noktada ipin ucunu kaçırıyor herhalde, malum kapitalist sistem diye bir gerçeklik var.

Bu arkadaşın çabaları üzerine düşününce zengin olmak kolay mı zor mu sorusu geldi aklıma. Bir yandan baktığınızda inanılmaz kolay, diğer taraftan baktığınızda neredeyse imkansız. Bazı zenginlere bakıyorum, zengin olmaları için tek gereken şey bir şey ya da bir şeyler almış olmaları. Buna şans ya da tesadüf demek istemiyorum, islami açıdan konuşursak buna kader ya da takdir-i ilahi diyebiliriz. Dağın başı diye tabir edilen bir yerden yıllar önce bizce sebebi meçhul bir şekilde bir toprak, bir ev, bir dükkan alıyor kişi. Yıllar geçiyor, hiç bir şey yapmadan kişi zengin oluyor.

Bu açıdan bakınca zengin olmak inanılmaz basit, o zaman için yüksek olmayan bir parayla bir yerleri almış, zaman geçmiş ve zengin olmuş. Ne bir şirket kurmuş, ne insanlarla uğraşmış, ne borç, ne bir şey. Bir yer almış olmak yeterli değil tabi ki, doğru yeri de almış bir şekilde. İster şans deyin, ister tesadüf, ister kader. Diğer açıdan bakınca da adamın aldığı maaş düşük, ailesini zor geçindiriyor, bir şey almayı geçtim amacı hayatta kalmak. Bu açıdan da zengin olmak imkansız gibi gözüküyor. Bu adamın zengin olması mucizelere bağlı diye düşünüyor insan. Filmlerde, kitaplarda olur, hiç görmediği amcasından, teyzesinden yüklü bir miras kalır. Öyle bir şey olması gerekir herhalde.

Orta halli, maaşlı işi olan birisi bu zengin olma olayında daha çok ilgimi çekiyor açıkçası. Başta bir arkadaştan bahsettim, sürekli para biriktirmeye çalışan. O bile zaman zaman çok harcama yaptım diye yakınıyor. Burada devreye kapitalist sistem giriyor diye düşünüyorum. Şu an dünyadaki sistemde insanlara daha fazla tüketmek dayatılıyor. Ne kadar tüketirsen o kadar değerlisin diye bir algı var. İyi giyin, iyi ye, iyi gez… Bunları yapmak en önemli şeymiş gibi gösteriliyor, borç harç nasıl olursa artık. Kazanıyor, kazandığını harcıyor, herhangi bir yatırım yok, üstüne borç var. Bu tabloda emekli olana kadar çalışmak kaçınılmaz gibi duruyor. Emeklilik sonrası ne olur orası da meçhul tabi ki.

Bir gün iş yerinde herkes birisinin tişörtünü övüyordu. Çok güzel duruyor, kumaşı çok güzel vs. Birisi ne kadara aldığını sordu, oldukça yüksek bir miktar söyledi. Düşündüm, evdeki bütün tişörtlerimin toplam fiyatından pahalı olabilirdi. Bunun daha ayakkabısı var, pantolonu var, gözlüğü var. Toplam kombini ne kadar ediyordur Allah bilir. İsteyen istediğini alabilir tabi ki, benim naçizane fikrim bu tarz harcamalar gereksiz masraftır. Sonuçta maaşla çalışan birisi, kenara az da olsa bir şeyler ayırmak iyi olur diye düşünüyorum. Ayırmadığını nereden biliyorsun diyebilirsiniz. Şuradan biliyorum, başka bir gün konuşurken de borcu olduğundan bahsediyordu.

İşin şöyle bir boyutu da var, kenara bir şeyler ayırmaktan kasıt illaki zengin olma amaçlı olmak zorunda değil. Dünyanın bin bir türlü hali var denir. Birilerine muhtaç olmamak için kendi çapımızda bazı önlemler almaya çalışabiliriz. Tedbir bizden takdir Allah’tan denir. Tasarruf etmenin karşısındaki en büyük engel tüketim kültürü ve kapitalist sistem. Tüketim odaklı yaşadığınız müddetçe tasarruf yapmanız, bu döngüden çıkabilmeniz çok mümkün değil gibi.

Leave a Comment