Modern dünyada can sıkıntısı insanı ele geçirmeye başladığında ilk kaçış noktalarından birisi oyunlar oluyor. Bilgisayar, telefon, konsol, aklınıza ne gelirse. Daha çok erkekler için geçerli bu. Kadınlarda durum nasıl bilemiyorum ama oyun konusunda hala erkekler başı çekiyor bildiğim kadarıyla.
Eskiden sadece lise ve öncesi dönemlerde oyun oynardı insanlar. Sonrasında bir şekilde artık yoğunluk mu dersiniz, oyunları çocukça görmek mi dersiniz insanlar oyundan uzaklaşırdı. Şu an geldiğimiz noktada hemen her yaştan insan oyun oynuyor ve bu çok normalleşmiş bir durumda. Bu normalleşme öncesi bir anımdan bahsetmek istiyorum.
Yıllar önce, üniversiteye gittiğim dönemlerde mahalleden tanıdığım bir arkadaş halı saha maçına çağırdı. Olur gelirim dedim, maç günü gittim sahaya. Tanıdığım kişiler var tanımadığım kişiler var. Maçtan sonra, sohbet muhabbet konuşuyoruz. Bir arkadaş diğerine beraber oyun falan oynayalım, toplu oynamak zevkli oluyor dedi. Sorduğu kişi sen hala çocuk gibi bilgisayar oyunları mı oynuyorsun dedi. Soran kişinin aktif olarak oyun oynadığını biliyordum, çevrimiçi oyunlarda baya zaman geçiriyordu. Hafif kızardı, hemen durumu kurtarmaya çalıştı, yok ya dedi bilgisayar oyunu değil, risk diye bir kutu oyunu var onu diyorum dedi. Ben inanmadım şahsen, çevrimiçi oynadığı oyuna arkadaş arıyordu tahminimce.
Aradan yıllar geçti, tekrar bir halı saha maçındayız. Ayıplayan arkadaş bu sefer kendisi oynadığı bir çevrimiçi oyuna arkadaş arıyordu. Tenkit ettiğin şeyle imtihan edilirsin diye bir söz var, çok uyuyor mu bu duruma bilemiyorum ama aklıma direk bu gelmişti. Gerçi artık devir değişmişti, oyun oynamak her yaş için normalleşmişti. Çok da imtihan olmadı gibi ama ayıpladığı şey kısmen de olsa başına geldi.
Oyun normalleşti dedik ama tabi ki hala tersini düşünenler yok değil. Evleneceği kişinin oyun oynamasını istemediğini söyleyen birisi, koca koca adamlar oyun oynuyor, hiç doğru gelmiyor bana demişti. Böyle aklımda kalan bir kaç anekdot vardır, böyle şeyler bir şekilde aklımda kalıyor üzerinden yıllar geçse de.
Bence oyun oynamak çocuk işi, boş iş falan tarzı bakış açıları çok doğru değil. Hangi yaşta olunursa olsun dozunu kaçırmadan oynanmasında bir sakınca görmüyorum. Oyun farklı bir dünya sunuyor esasında, normal hayatın akışından ya da klasik tabiriyle stresinden kaçmak için bir araç. Oyunu amaç haline getirmek sıkıntı ya da dışarıda bir dünya yokmuş gibi her boşlukta soluğu oyunun başında almak. Şahsen ben arada bir çok canım sıkıldığında oynayan birisiyim, oyundan da genelde çabuk sıkılırım. Hava güzelse dışarı çıkıp biraz gezmeyi tercih ederim.
İşin bir de şu boyutu var. Ehveni şer diye bir kavram var, yani kötünün iyisi. Şu an bir çocuğun eline tablet, telefon verilirse ne yapıyor? Ya oyun oynuyor, ya Youtube’da bir video izliyor ya da shorts’un, reels’in sonsuz kaydırmalı dünyasında kaydırıp duruyor. Bunlar içinde herhalde en masumu oyun. O da çevrimiçi olmayan, eski usul tek oyunculu dediğimiz oyunlar. Kötünün iyisi olarak buna yönlendirilebilir, çünkü öyle bir devire geldik ki çocuklar kendi telefonu varsa oradan yoksa anne babasının telefonundan sürekli videoları aşağı kaydırıp duruyor. Dibi gelmez bir alemde sürekli bir şeyleri bilmeden, anlamadan tüketiyor.
Konu oyun oynamaktan başka bir yerlere kaymaya başladı. Uzun lafın kısası öyle bir devire geldik ki, oyun oynamak diğer alternatiflere göre daha masum bir hal almaya başladı. İnsanın yaşı ne olursa olsun, ufak bir mola tadında oyun oynamanın zararı olmaz diye düşünüyorum. Tabi işin dozunu kaçırmamak, dengeyi sağlamak önemli olan. Oyun oynamaktan dem vurup da çocuk musunuz benzetmesi yapmak biraz eskide kaldı artık, oyun hayatımızın bir gerçeği olarak her yere iyice sirayet etti. Bunu artık kabullenmek gerekiyor.