Yabancı Dil – Eğitim Sistemi

Üniversiteyi bitiren birisinin öğrenim süresi yaklaşık 16 yıl. Şu an sanırım 2. sınıftan itibaren, bizim zamanımızdaysa 4. sınıftan itibaren öğretilmeye çalışılan bir yabancı dil var. Okuluna göre birden fazla yabancı dil. Kafadan herkese İngilizce öğretiliyor ya da öğretilmeye çalışıyor. Sadece İngilizceye yönelik hazırlık okuyan da oluyor.

Bütün bu yıllar, hazırlık yılları üst üste konulduğunda ne oluyor? Genellikle koca bir hiç. Üst düzey diyebileceğimiz üniversiteler ve üniversite fark etmeksizin dili öğrenmek için kendini zorlayanlar hariç iyi bir şekilde İngilizce öğrenen çıkmıyor. Şu anki mezunlarda durum ne şekilde bilemiyorum ama benim mezun olduğum dönemde İngilizce biliyorum diyebilecek mezun yok gibi bir şeydi. Bilmekten kastım akıcı konuşsun falan değil, okuduğunu anlasın, orta karar konuşabilsin. Bunu bile sağlayabilen mezun çok çok azdı.

Peki mezun olduktan sonra ne oluyor? İşi için İngilizceye ihtiyaç duyanlar bu sefer kurs peşinde koşturuyor. Onlarca kursa bedel süre eğitim aldı aslında İngilizce üzerine. Hiç bir faydasını göremedi, her yıl aynı şeyleri tekrar etti sınıfta hoca. Bir arkadaş hatırlıyorum, her yıl bu İngilizceye baştan başlıyoruz, bir türlü ilerleyemiyoruz diyordu. Hocanın da yapacağı bir şey yok, bakıyor seviye düşük, bari baştan başlayalım diyor. Film sürekli başa sarıyor yani.

Burada sıkıntı eğitim sisteminde gibi duruyor. Şu anki sistem öğrenciye bir şeyler dayama üzerine kurulu. Ey öğrenci ya da öğrenciler, şu, şu dersleri alacaksınız, bunlardan geçer not alırsanız bir üst tura çıkmanıza izin vereceğiz. Sonraki sene bir daha, bu sefer keyfimize göre sizlere farklı dersler öğreteceğiz. Onlardan da tekrar tekrar bıktırana kadar sınav yapacağız. Bu döngüyü 12 yıl boyunca tekrarlayacağız, 4+4+4 şeklinde yıllara yayılmış bir sistem. Okulunuz değişecek belki ama mantığımız aynı devam edecek.

Bu yılları aştınız diyelim, ödül olarak sizlere ders seçtiğiniz bir illüzyon sunacağız. Derslerinizi, hocalarınızı seçerken sonunda yine bizim istediğimiz dersleri almış, okumuş olacaksınız. Tabi seçim olmayan üniversiteler de var (yani en azından ben öyle duydum), olur o kadar idare edin işte. En azından size seçmeli ders adı altında 1-2 tane ders alma imkanı sunacağız. Onları da muhtemelen bir şeyler öğrenmek için değil, en kolay hangisini geçerim de bu çileden kurtulurum diye alacaksınız. Sınavlardan, projelerden bıkmış bir şekilde diplomanızı alıp, kaçıp gideceksiniz.

Eğitim sistemi genel olarak böyle gibi geliyor bana. Birileri dersleri sizin adınıza belirliyor, herkesi bir kalıba koyuyor. Sonuç sınav korkusuyla kısmen öğrenilen, ilk fırsatta unutulan bir ton bilgi. Bunun yerine daha az ama isteğe bağlı şeylerin öğretildiği bir sistem olabilir mi? O zaman da kimse matematik görmek istemeyecek diyebilirsiniz. Sınav korkusu olmazsa belki insanlar daha ilgili olur bilemiyorum. Böyle bir şey hiç denendi mi acaba? Yoksa böyle gelmiş böyle gider mantığında mı işliyor işler?

Matematiğe, fiziğe falan girmeden yabancı dile dönersek, benim düşündüğüm şöyle bir şey: Herkese bu yabancı dil direk dayatılmak yerine öncesinde neden dil öğrenmenin önemli olduğu öğretilse? Bana karşı okul hayatım boyunca, üniversiteye kadar hiç bir İngilizce hocasının böyle bir yaklaşımda bulunduğunu hatırlamıyorum. Hoca sınıfa giriyor, bilmem ne tense, bilmem ne dil bilgisi kuralı… O noktada amaç tamamen bu dersten bir şekilde geçmem lazım oluyor. Sınıf ortamı da buna çok müsait, genel bir goygoy havası hakim zaten. Herkese yüz puan vereceğim dese, derse girmenize gerek yok dese, içeride bir Allah’ın kulu kalmayacak muhtemelen.

Üniversiteye gelince, orada idealist bir hocamız vardı. O biraz biraz anlatırdı, yabancı dil neden önemli, neler yapmalısınız gibisinden. Bir kaç kişiye tesir etti, ben de o şanslılardan biriydim. Geri kalanlar, bu dersi bir şekilde geçelim kafasında devam ediyor. 12 yıl az bir süre değil, insanların içine işlemiş. Bir nevi mottoları olmuş yani, ben de farklı değilim esasında. Ben de hemen hemen her dersi bu kafayla aldığım düşünülürse kimseyi yargılamaya niyetim yok. Sonuçta bir sayfayı boydan boya kaplayan bir formülü ezberlemenin, bana katabileceği bir şey olduğunu çok düşünmüyorum. Amaç bir şeyler ezberleyip beynimizi aktif tutmaksa, bir şiir ezberlerim daha iyi. Buyurun yıllar öncesinden aklımda kalan bir şiir, formülün bir harfi bile aklımda kalmadı desem yeridir. Sadece bir yerinde hocanın x çizgi dediği bir şey vardı, o da çizgi derken farklı söylediği için aklımda kalmış.

Bir dağ mı istiyorsun ardından yıkılacak?
Nereye gidiyorsun ne var ki ayrılacak?
Bu muydu yüce aşkın bu sevgi mi sımsıcak?
Nereye gidiyorsun ne var ki ayrılacak?

Sanırım Can Yücel’e ait bir şiir. Bir aşk şiiri, şu an konumuzla da hiç ilgisi yok ama, sonuçta amaç bir şeyler ezberlemekse bunu becerebildiğimi ispatlamış oluyorum. En azından kendime ispatladım. Bize bir sayfayı boydan boya kaplayan formülü ezberletmenize gerek yok yani. Bir şeyleri eleştirmek tabi ki kolaydır, çözüm önerisi sunmak lazım. Buna başka bir yazıda değinmek istiyorum. Zaten bu yazı yeterince uzun bir yazı oldu.

Yabancı dil demişken, üniversitedeki bir anımdan bahsetmek istiyorum. Bizim üniversitede zorunlu İngilizce hazırlık vardı, bir sınava giriyordunuz, 70 altı alırsanız bir yıl hazırlık okuyordunuz. Gerçekten zor bir sınavdı, çok az geçebilen olmuştu. Ben de bir yıl hazırlık okudum. 1. sınıfta bir gün hazırlıktan 5-6 arkadaş bir yerde oturuyoruz. Oradaki arkadaşlardan birinin abisi geldi, aralarında 10 yaş falan var, işinde gücünde bir abi. Hepimizin hazırlık okuduğunu duyunca, aranızda en iyi hanginiz İngilizce biliyor dedi. Herkes beni gösterdi. Nerede öğrendin, kursa falan mı gittin dedi. Yok dedim, geçen yıl hazırlıkta öğrendim. O zaman sen bir şey bilmiyorsundur dedi, benim kardeşim de hazırlık okudu, hiç bir şey bilmiyor.

Bir şey demedim, tamamen bir önyargı üzerine beni ya da öğrenmeye çalışan kişileri herkesle aynı kefeye koyan garip bir bakış açısı. Sadece derse girip çıkmakla, bir şeyleri sınadığı sanılan sınavları geçmenizle, kimse size İngilizce öğrenme garantisi vermez zaten. İdealist bir öğretmene denk gelirseniz, size bir bakış açısı, farkındalık kazandırır. Ben öyle bir öğretmenin yönlendirmesiyle bir çok kitap okudum, İngilizce filmler izledim, sürekli notlar aldım, çalıştım. Bunların sonucunda bir noktaya gelebildim. Yoksa şu anki sistemde derslere girip çıkarak, sınavları geçerek sadece sistemin istediklerini yerine getirmiş olursunuz. Bunun da size diplomadan başka ne katkısı olur bilemiyorum.

Leave a Comment