Siyaset konuşmak ne işimize yarar? – Uzun sonuçsuz tartışmalar

Ata sporlarımızdan birisi de muhtemelen siyaset konuşmaktır. Özellikle orta yaşlardan itibaren erkekler bu alana yönelmeye başlar. Gençler arasında da siyaset sık sık konuşulur tabii ki ama orta yaşlardan sonra hemen hemen bütün sohbetlerin bir parçası oluverir. Yani en azından benim çevremden gözlemleyebildiğim kadarıyla durum bu.

Siyaset konuşmak bence ziyadesiyle boş bir iştir. Sebep, sonuç, boş iş başlıklı yazımda da incelediğim mantıkla baktığımızda çok kıymetli zamanımızı harcayıp karşısında hemen hemen hiç bir şey elde etmeyiz. Bir şey elde etmeyi geçtim çoğu zaman dedikodu, iftira, küslük gibi bir çok zararını da yaşarız. Aklıma gelen tek olumlu yanı yöneticilerin yaptığı, yapmadığı, yanlış yaptığı noktalarda insanların bilgilendirilmesi olabilir. Tabi burada neyin doğru, neyin yanlış, neyin iftira olduğunu kestirmek biraz güç. Bu yüzden tek olumlu yanı da gayet şüpheli maalesef ki.

Siyasi olarak tek yapabileceği 4-5 yılda bir, bir kaç sefer oy vermek olan birinin saatlerce siyaset konuşması, birileriyle tartışması ne işe yarar? İşi siyaset olanlara bir şey diyemiyorum, benim bu yazıdaki hedef kitlem benim gibi tek yaptığı sandık kuruldukça oy vermek olan kişiler. Siyasete etkisi verdiği oyla 30-40 milyonda 1 olan birisinin siyasete ekstra zaman harcaması bana çokta mantıklı gelmiyor. Peki sen hiç mi siyaset konuşmazsın diyebilirsiniz. Çok bilindik simalar haricinde siyasi simaları pek tanımıyorum, şöyle şöyle bir şey olmuştu dedikleri olayı yüzde 90 bilmiyorum. Yani istesem de konuşamam sanırım :).

O zaman kendimizi komple kapatalım mı, siyasi her şeyi hayatımızdan çıkaralım mı? Hayır tabii ki, siyaset hayatımızın bir gerçeği. İstesek de istemesek de bir şekilde haberlerde, sosyal medyada, çevremizdeki insanların konuşmalarıyla bir çok konu hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Benim kastettiğim siyaset için ekstra bir zaman harcamamak, bunu sohbetlerimizin ana konularından biri yapmamak. Bu sayede yukarıda bahsettiğim bir çok zarardan da korunmuş olacağız diye düşünüyorum.

İşin bir de şu boyutu var; siyaset konuşarak karşıt siyasi görüşe sahip kişilerin bizim için doğru olan fikre geçmelerini sağlayabiliriz. Buradaki anahtar nokta bizim için doğru olan fikir bence. Karşıdaki kişi için de onun doğru fikirleri var. İnsanların eleştiriye genelde kapalı oldukları düşünülürse buradan da çok bir şey çıkacağından şüpheliyim. Ayrıca siyasi görüşü eleştirmekte biraz saçma bir iş esasında. Tek bir doğru parti olamaz, olsa zaten orada siyasi bir seçimden bahsetmek pek mümkün değil.

Burada aklıma 18-20’li yaşlarda arkadaşların yaptığı siyasi konuşmalar geliyor. Yaz akşamları 10-15 kişi parkta otururduk. Konu bir dönem her gün siyasete geliyordu, herkes kendi partisinin yaptığı iyi şeylerden bahsediyor, karşının kötülüklerini sıralıyordu. Klasik bir kahvehane muhabbeti diyebiliriz. Ben sadece dinliyordum, yorum yapacak kadar bir bilgim yoktu. Bilmediğim isimler, olaylar vs. Dinlemek keyifliydi ama itiraf etmeliyim, insanların neden bu muhabbetlere çekildiğini anlamak zor değil. Böyle uzun sonuçsuz konuşmalar, tartışmalar sonunda bir gün birisi dayanamayıp şöyle dedi: “Bu kadar boşa konuşuyorsunuz, birbirinizi kandırıp kendi tarafınıza çekebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?”. Buna yakın bir cümleydi. Bütün tartışmanın bir hiç uğruna olduğunu herkese ilan ediyordu. Sonra yine devam etti mi konuşmalar hatırlamıyorum ne yazık ki.

Hayatımda desteklediği siyasi partiyi değiştirip, tam karşıt partiye geçen 2 kişi biliyorum sadece. Ne oldu da görüşlerini değiştirdiler bilmiyorum. Birisi A partisini destekliyordu, diğeri B. Değişim sonrasında biri, B diğeri A oldu. Yani bir nevi oyuncu değiştirdi partiler :). İkisi de eski partisinin ne kadar yanlış işler yaptığından bahsediyordu. Belki birilerinin konuşmalarından etkilendiler de fikirlerini değiştirdiler. Bu da siyaset konuşmayı haklı çıkarmıyor bence, tanıdığım yüzlerce insan içerisinde 2 kişi. Yine siyaset konuşmaya değecek bir miktar değil bence. Tabi kimseden etkilenmeden, kendileri bir şeyleri görüp fikirleri değişmişte olabilir. Bu ihtimal bana daha ağır basıyor, keşke aklıma gelseydi de sorsaydım. Günün birinde bununla ilgili bir yazı yazacağım kimin aklına gelirdi ki.

İşin küslük boyutuna ufak bir parantez açmak istiyorum. Tanıdığım bir kişi, bir dönem akrabalarından birinin yanına gitmek istemiyordu. Sebep olarak da gittiğimizde hep siyasi konuşmalar, tartışmalar oluyor diyordu. İkisi de karşıt partilerin ateşli destekleyicilerindendi, takım tutar gibi parti tutanlar var maalesef ki. Yukarıda bahsettiğim parti değiştirenlerden birisi bu kişilerden biriydi. Parti değiştirdikten sonra tekrar görüşmeye başladılar. Siyasi tartışmalar küslüğü de beraberinde getirebiliyor ne yazık ki.

Söyleyecek pek bir şeyim kalmadığına göre konuyu burada bitirsek iyi olacak gibi. Kısaca toparlarsam bence işin en kritik boyutu; boşa harcanan zaman, dedikodu, iftira ve arkadaşlar arasındaki küslük. Özellikle dini hassasiyeti olan biriyseniz dedikodu ve iftiradan kaçınmak önemli. İşte, kahvede kulağınıza fısıldanan ya da sosyal medyada gördüğünüz bir şey asılsız olabilir. Siz bunu birilerine anlatınca o kişiye, kişilere iftira etmiş olacaksınız. Hiç gerek yok.

Leave a Comment