Okul Notları – Yüksek Not İlüzyonu

Geçenlerde aklıma lise yıllarından şöyle bir anım geldi. İngilizce dersinde hoca İngilizce iki cümle söyledi:
-What annoys a noister?
-A noise annoys a noister.
Muhtemelen okul yıllarından ya da bir yerlerden aklında kalmış bir tekerleme. Nereden aklına geldiyse, o sırada söyledi ve ekledi: “Anlamını söyleyene sözlüden yüz vereceğim”. Bunun üzerine şu an bana çok ilginç gelen ama o zaman hepimiz için mantıklı olan bir şey yaşandı. Sınıftaki bütün öğrenciler bu notu almak için pür dikkat kesildik, sözlüğü olanlar ne aradığını bilmeden sözlüğü karıştırıyor. Diğerleri hocadan tekrar söylemesini istiyor. Kesin olan bir şey varsa herkes o yüz puanı çılgınlar gibi istiyor.

Bu sırada garip bir şey daha oluyor, hoca garip bir şekilde bu cümleyi her seferinde hızlıca söylüyor. Zaten sınıfta İngilizce seviyesi yerlerde sürünüyor, cümlede tekerleme gibi bir şey. Hiç birimiz bir şey anlamıyoruz. Öğrencilerin ısrarı üzerine hoca 3-4 kere tekrar ediyor ama o hızla anlamak İngilizce bilen biri için bile zor. Daha sonra hakkınız bitti, isteseydiniz cümleyi yavaş söylerdim, sadece söyle dediniz hızını söylemediniz falan tarzı bir şeyler söyledi hoca. Notu vermemek için uğraştı yani bir nevi.

Olayın bu iki açısından hangisi daha garip bilemiyorum. Hocanın muhtemelen kendisi için hiç bir anlam ifade etmeyen yüz puanı vermemek için uğraşması mı? Yoksa o dersi bir şekilde geçecek olan (sınıfta kimsenin kaldığını hatırlamıyorum lisede) öğrencilerin aslında kendileri için bir anlam ifade etmeyen puanlar için çırpınmaları mı?

İlk olarak hocanın açısından bakmak istiyorum. Herkese yüz vermesi haliyle puanı önemsiz bir şey haline getirecektir. Sonuçta öğretmenin öğrenciye karşı elindeki tek kozu notlardır. Herkese benden yüz, derse tekrar zorunluluğu da yok dense derse giren kimse olmaz muhtemelen. Özellikle lise seviyesinde, üniversitede biraz daha bilinç oturduğu için kimi derslere istekli giren olur, o da muhtemelen 3-4 kişi olur. Not bir koz olmasa da öğretmenin bir kişiye de olsa yüz vermemek için hakkınız bitti, kaybettiniz gibi şeyler söylemesi ilginç.

Öğrenci açısından bakınca durum bence çok daha vahim. Eğer akademisyen olma hedefi yoksa alınan yüksek notun önemi ne kadardır? Şu an bulunduğum noktadan bakınca bana inanılmaz önemsiz geliyor. Kimse bana şimdiye kadar hangi dereceyle mezun olduğumu, kaç puanla mezun olduğumu sormadı. Lisans mezunuyum şu üniversite, şu bölüm. Bölümümle tamamen alakasız bir işte çalışıyorum. Üniversite yıllarında dersleri geçer not seviyesi verip şu an çalıştığım alana odaklansaydım, muhtemelen alanımda şu an olduğumdan daha yetkin birisi olurdum.

Gittikçe şirketlerdeki tabular da yıkılıyor. Eskiden iş ilanlarında şu, şu bölümlerden mezun gibi ibareler olurdu. Hala ekleyenler vardır ama artık aradaki çizgiler silikleşiyor. Biyoloji bölümü okuyan teknoloji firmasında product manager(ürün yöneticisi) olarak çalışabiliyor. Biyoloji ile arasında bir ilişki kuramıyorum, artık üniversite mezunu olmak bir sabır testini geçmek gibi bir şey. Bu şahıs dört yıl azmetmiş, sayısız sınav, proje ile başa çıkmış, bu iş ile de başa çıkabilir demek bir nevi.

Tabi üst seviye üniversite dediğimiz üniversitelerden mezunlar haliyle daha revaçta. Öyle bir üniversiteye girip mezun olabilmek ister istemez zeki birisi olduğunun da işareti olarak algılanıyor. Çalışma ister istemez bir yere kadar, çalışan iki kişiden daha zeki olan öne geçiyor ister istemez.

Bu son noktayla biraz kendimle çelişmiş oldum. O zaman konuyu şöyle bağlayalım, üst seviye bir üniversiteye girme zekanız, yeteneğiniz varsa yüksek notlar almak işinize yarar. Yüksek notlar almak için çabalamalısınız. Ama yolunuz ortalama bir üniversiteye, ortalama bir bölüme düştüyse, mezun olunca çok da önem arz etmeyecek bir yerlerdeyseniz, not sizin için ne kadar önemli bir daha düşünün derim.

Leave a Comment