Ne İzliyoruz – Arz Talep

Sosyal medyada geçirilen süre, paylaşılan içerik vs. sürekli artıyor. Elimde herhangi bir istatistik yok ama gördüğüm kadarıyla her yıl katlanarak artıyordur diye tahmin ediyorum. Haliyle oranın da kendine göre bir eko sistemi, arz talep ilişkisi var. Çok izlenen kişiler, içerikler giderek daha fazla, daha fazla izleniyor. Az izlenen, izleyici bulamayan içerikler gittikçe daha az izleniyor, görünmez bir şekilde hayatını sürdürüyor ya da emekliye ayrılıyor.

Kardeşim geçenlerde bir video gösterdi. Annesi kamerayı açıyor, çocuğuna ben dışarı çıkınca bildiğin bütün küfürleri et diyor. Annesi dışarı çıktığı gibi küçük çocuk benim ağzıma alamayacağım sözleri bir biri ardına sıralıyor. Kendi adıma böyle bir davranışı anca akıl tutulması ile açıklayabilirim. Daha sonra kardeşim bu videonun başka versiyonlarını da gösterdi, kimisinde anne teşviki veriyor kimisinde baba. Kamerayı açtım, sen içini dök evladım. Çocukların bazıları çok masum, muzu yere atmamak dedi mesela çocuklardan birisi, bildiği en kötü söz buymuş demek ki. Bazısı da dümdüz gitti tabiri caizse. Bazısı kendini o kadar tutamıyor ki daha anne, babası odadan çıkmadan başlıyor sövmeye. Anne, baba da gülüyor bu duruma.

Peki anneyi, babayı böyle bir video çekmeye iten ne? Tabi ki daha çok izlenme, etkileşim alma isteği. Çocuğuma güzel bir anı kalsın diye çekilebilecek olan sadece muzun yere atılmasını istemeyen çocuktur diye düşünüyorum. O sıralar popüler olan içerik bu olduğu için herkes pastadan bir pay almak için sıraya giriyor. Çocuklarda nasıl bir ortamda büyüyorlarsa takır takır sayıyorlar ağza alınmayacak küfürleri. Küfür olayıyla ilgili söylenebilecek başka şeyler de var da bu yazının konusu dışında kalıyor, belki başka bir zaman bununla ilgili de yazarım.

Bu noktada olay ekonomideki klasik arz, talep noktasına geliyor. Daha çok talep edilenin arzı da artıyor haliyle, pastadan pay almak isteyen artıyor arzı. Hangi tür içeriği kullanıcılar talep ediyorsa o daha fazla çekiliyor. Biz izleyiciler aslında belirliyoruz her şeyi. Çıkıp da kardeşim ne biçim videolar çekiyorsunuz demeye hakkımız yok bu yüzden. Daha doğru bir eleştiri ne biçim videolar izliyoruz olurdu. Eğer biz izlemezsek etkileşim almayan içerik zaman aşımına uğrayıp internetin karanlık dehlizlerinde kaybolup giderdi.

İnternetin karanlık dehlizleri deyince, orada gerçekten akıl almaz bir içerik olsa gerek. Düşününce her gün yayınlanan videoların muhtemelen yüzde doksan beşi, belki daha fazlası o dehlizlerde kaybolup gidiyor, kendisine izleyici bulamıyor. Bulsa da hayatta kalmasına yetmiyor, sistem de buna talep yok deyip onu arkaya atıyor haliyle. Sistem elbet belli şeyleri kayırıyordur, belli şeyleri daha zor bulunur yapıyordur ama ana etken muhtemelen yine de izleyiciler.

Sistem senin karşına ne çıkarırsa çıkarsın inatla izlemediğin bir senaryo hayal etmek biraz güç gerçi. Şöyle bir haber okumuştum, Tiktok’un Çin’deki (ya da Asya’daki hatırlamıyorum) kullanıcılara çıkardığı içerikle diğer ülkelere özellikle Amerika’ya çıkardığı içerik farklıymış. Diğer ülkelere lay lay lom diyebileceğimiz boş içerikler çıkarırken, Çin’de daha çok motive edici, eğitici içerikler çıkarıyormuş. Aslı var mı bilmiyorum ama düşününce mantıklı geliyor.

Konuyu toparlarsak bizim yapabileceğimiz izlediğimiz içeriklere dikkat etmeye çalışmak olabilir. Her izlediğimiz, yorum yaptığımız, beğendiğimiz videoyla aslında bunu başkalarına da göster, başkaları da böyle videolar çeksin reaksiyonunu tetikliyoruz. Benim tek izlememle ne olur dersen, doğrudur pek bir şey olmaz. Hepimiz ya da çoğunluğumuz bir araya gelince bu etkiyi oluşturuyoruz. Bir kişi, iki kişi bir yerlerden başlamak lazım, herkes kendinden mesul.

Bu konuyla ilgili şu da düşünülebilir. Beş yıl önce kim ne kadar ünlüydü, şu an kimler ne kadar ünlü? Hangi içerikleri, videoları izliyorduk, şu an neyi izliyoruz? Ünü artanın ününü artıran yine biz izleyenleriz. Kişinin tabi kendi yeteneğini, talebi doğru tespit etmesini de görmezden gelemeyiz. Talebi yakalayıp, zamanında o alana yönelmek, oradan bir ivme yakalamak da bir başarı. İş hayatı için bu nasıl doğruysa, sosyal medya için de böyle. İşin özünde yine bizim ne yaptığımız belirleyici unsur olarak öne çıkıyor tabi ki. Beş yıl önce ünlü olduğunu hatırladığım bir sosyal medya fenomeni şu an ortalarda yok mesela. Neden? Çünkü içerikleri artık izlenmiyor. Olay bu kadar basit aslında.

Leave a Comment