Sosyal medyayı aktif kullanan birisi değilim. Çıktığından beri bir türlü ısınamadım, ara sıra göz atıyorum diyebilirim. Böyle olunca genelde çok popüler olan şeylerden haberdar oluyorum. Diğer bir çok şey ben fark edemeden sosyal medyanın karanlıklarına gömülmüş oluyor. Yorumları okumayı seviyorum genelde.
Bir kaç sefer kadınlardan şöyle serzenişlere denk geldim: “Erkeklerde eril enerji azaldı”. Burada beklenti ne bilmiyorum. Kadınlar serseri erkek sever tarzı bir düşünce vardır. Zengin erkek sever tarzı fikirler de var. Eril enerjiden beklenti artık eskilerde kalmaya başlayan dediğim dedik ataerkil baba figürü herhalde. Kızlar babası gibi bir erkekle evlenmek ister tarzı bir şey de duymuştum. 25-30 yaşını aşmış bir çoğumuzun kafasındaki baba figürü genelde sinirli, her şeye kızan bir figür. Şu anda bu büyük bir hızla değişiyor.
Kim ne istiyor çok emin değilim, bu yazının konusu da bu değil zaten. Bu şekilde farklı bir giriş yaptıktan sonra asıl söylemek istediğime geçeyim. Son yıllarda şöyle bir erkek/koca figürü görmeye başladım. Neredeyse bütün kontrolü eşine bırakmış, kendisi sadece önde görülen bir sima gibi hayatını sürdürüyor. Erkek görünüş itibariyle ön planda ama aslında bütün kararları karısı veriyor.
Bu kanıya nasıl vardın kardeşim evli bile değilsin diyenler olabilir. Yine her zamanki gibi çevremde tanık olduklarımdan bu sonuca vardım. Eskiden para işleriyle erkekler ilgilenirdi. Evin gelir gider hesabı erkeğin kontrolünde olurdu. Şimdi bu hesap kitap işinin kimi ailede kadınlara kaymakta olduğunu görüyorum. Erkek maaşını alıyor, muhtemelen olduğu gibi eşine veriyor. Harcama yapılacağı zaman kasada aşkım kartı verebilir misin diye eşinden kartı istiyor. Eril enerji azalıyor dedikleri böyle bir şey sanırım.
Geçenlerde şöyle bir olaya denk geldim. Bir mağazada sırada bekliyorum, önümde bir adam var. Adam sırada bekliyor, karısı ve çocukları arkada bir yerde bekliyor. Bir kaç parça bir şey almışlar. Kasadaki görevli bir şey soruyor, adam hemen dönüp karısına soruyor, cevabı görevliye söylüyor. Adam tamamen arada bir elçi gibi, karar mekanizması eşi. Anlamadığım bir şekilde süreç uzuyor, en son görevli ürünler biraz fazla oldu iki poşet olsun mu diye sordu. O sırada kadın ve çocuklar biraz uzaklaşmışlardı. Adam arkasını döndü, karısını göremedi, tekrar görevliye baktı. Bir kaç sefer böyle arkasını döndü durdu, sonra tamam iki poşet olsun dedi. Yani bunda bile karısının karar vermesini bekliyordu. Diyecek bir şey bulamadım açıkçası.
Bu erkekler bu hale kendi kendine gelmediler diye düşünüyorum. Eşleri böyle davranmalarını istiyor belki de. Dışarıdan bakan, konuyla bilgisi yaptığı ufak gözlemler haricinde yok denecek kadar az olan benim de çok söyleyecek bir şeyim yok esasında. Ama gördüğüm kadarıyla böyle bir hayat şekline kayış var. Bu konu aklıma şöyle ufak bir fıkrayı getirdi:
Temel fıkrası mı emin değilim ama biz Temel diyelim. Temel ile Dursun bir gün konuşuyorlar. Dursun eşinden şikayet ediyor, bizim evde hep hanımın dediği oluyor diyor. Temel’e soruyor sizin evde durumlar nasıl? Temel diyor ki, bizim evde hep ben son sözü söylerim. Hanım benim söylediğimin üzerine söz söyleyemez. Dursun helal olsun diyor, ne diyorsun peki? Peki karıcığım diyorum der Temel.
Bu arada ilginçtir internette arama yapınca maaşını olduğu gibi karısına teslim eden erkek aslında düşündüğümden yaygın bir şeymiş. Bir çok sitede hakkında bir şeyler yazılmış. Herkes bir tarafından çekiştirmiş haliyle, ben de daha fazla çekiştirmeden burada bırakayım en iyisi.