Fark edilmek – Bakın ne yaptım?

Normalde çok sosyal medyada vakit geçiren birisi değilim. Biraz gezinsem sıkılmaya başlarım, üstüne bir de çok boş işlerle uğraşıyorum diye kendime kızıp çıkarım uygulamadan. Zamanında bir gün twitter’da (şu an adı x oldu biliyorum) bir kaç saat konudan konuya atlayıp tweet, yorum okumuştum. En son bu kadar okuduğum şeyden aklımda ne kaldı diye kendimi yoklayınca elle tutulur bir şey bulamayınca, kapattım, bir daha da doğru dürüst kullanmadım. Son aylarda sadece instagram’a giriyorum, onda da genelde Galatasaray’ın gerçekleşmeyen transfer haberlerini okuyup, sıkılıp kapatıyorum.

Sosyal medya düşmanı gibi bir giriş yaptıktan sonra, asıl bağlamak istediğim yere geleyim. Son bir haftadır üstünüze afiyet biraz hastayım, bu yüzden işe gidemiyorum. Bu zamanın büyük bir kısmını yatarak geçirdim, şu an daha iyiyim çok şükür. Yat yat insan sıkılıyor, dizi, film, video bir şeyler izlesen bir yere kadar. Böyle olunca başladım sosyal medyada gezinmeye. Bir kitap falan okusaydın diyeceksin, onu da yaptım, bir tane kitap bitirdim. Puslu kıtalar atlası… Yazarın gerçekten inanılmaz bir hayal gücü var, olayları birbirine bağlaması, olayın kendisi gerçekten okuması hem keyifli, hem de ilginç bir kitaptı. Neyse konumuz bu değil.

Instagram’da aşağı kaydırırken, hep önüme threads’ten konular çıkıyor. Alakalı konuları seçtiği için, insanın okuyası da geliyor. Bir çıktı, iki çıktı, en son dayanamadım, yükledim. Twitter macerasını bir sefer daha yaşadım, konudan konuya zıpladım, bir kaç şeye yorum yaptım, beğeni gönderdim. Hatta yorumlarımdan birine bir tane beğeni bile geldi, acemi biri için gayet iyi diye düşünüyorum. Zaman geçti, günün sonunda yine buradan ne anladım diye kendime sordum, cevap yine bilmiyorum çıkınca, uygulamayı sildim. En azından görevini tamamladı, sıkıldığım bir kaç günü bu sayede geçirdim. Bugün çok daha iyi hissediyorum önceye göre, yarın muhtemelen işe gidebilirim.

Bunları niye anlatıyorsun diye bir soru oluşabilir kafalarda, haklı bir serzeniş. Psikolog falan değilim, insan sarrafı olduğumu iddia edemem, sadece bir gözlemimden bahsetmek istiyorum. Sosyal medyada gezerken, paylaşılanları okurken ilgi ile beslenen devasa bir mekanizmanın içindeymişim gibi hissettim. Bir insanı paylaşım yapmaya iten sebep ne tam olarak? İnsanlara bir bilgi vermek mi, bir şey öğretmek mi? Yoksa amaç bakın ben ne yaptım, herkes beni görsün ve beni tebrik etsin mi? Bir şey yapma eylemi yerine bir çok şeyi koyabilirsiniz. Bakın ne kadar güzelim, yakışıklıyım, zenginim, kaslıyım, özgürüm, fitim… Bakın bu kitabı da okudum, bu ülkeye de gittim… Liste uzatılabilir. Psikolog olsam bu tespit üzerinden çıkıp çok güzel ahkam kesebilirdim sanırım ama yapamıyorum ne yazık ki.

En kritik soru şu sanırım, hiç beğeni almasa, hiç cevap almasa da insanlar bu paylaşımları yapmaya devam eder mi? Bu noktada hemen şu söylenebilir, sen de okunmak için yazı yazıyorsun. Bir noktaya kadar doğru, bir şey yazan kişi, bu bir yorum da olsa, makale de olsa okunmasını ister. Şu ana kadar sıfır yorum aldığım düşünülürse, yazılarım teorik olarak şu ana kadar hiç kimse tarafından okunmamış olabilir. Yine de bu yazma isteğimi etkilemiyor. Aylardır yazmıyordum farkındayım ama çok garip bir şekilde, hep işe gideceğim ya da işte olduğum zamanlarda ilham geliyor :D. Hastalık sebebiyle evde kaldığım için, nihayet yazabilecek bir fırsat buldum. Hafta sonu da ilham gelmiyor, o da ilginç biraz evet.

Bu yazının okunmasını tabi ki isterim ama okunmasa da çok problem değil. Çok klişe bir tabir olacak ama yazmak bir nevi terapi gibi, zihnimdekileri bir yere not etmek, kendimle konuşmak gibi. Yazmaya başlayınca yeni şeyler fark etmeye başlıyorum, yeni bir bakış açısı kazanıyorum. Sosyal medyada bir şeyler paylaşan kişiler eğer benzer düşüncelerle paylaşıyorlarsa, o zaman durumu tamamen yanlış değerlendirdim demektir. Ama sanmıyorum ne yazık ki, insanlar bir şekilde ilgi görmek istiyor. Sosyal medyanın bütün olayı bu zaten, bütün olay ilgi üzerinden ilerliyor, o kesilse bütün sistem çökecek belki de.

Beni bütün bunları düşünmeye sevk eden denk geldiğim bir videoydu esasında. Genç bir hanımefendi elinde bir örtü tutuyor, altında gizlediği bir şey var. Altta şöyle bir yazı vardı: “annem arkadaşın okudu öğretmen oldu diyor, o sırada ben ne yapıyorum”. Buna benzer bir şeydi tam hatırlamıyorum, anladığım kadarıyla annesi sen de okusaydın da öğretmen olsaydın diyor. Örtüyü kaldırıyor içinden plastik bir ejderha çıkıyor, boyuyor, kesiyor, biçiyor, ortaya çok güzel bir eser çıkıyor. Yorumları okudum, ilgi çekmek için öğretmenliği neden kötüledin tarzı bir yorum gördüm. Bütün bu düşünceler oradan çıktı yani. İlgi perspektifinden bakınca, yapılan bir çok paylaşım hep daha fazla ilgi çekebilmek için yapılıyor gibi hissetmeye başladım. Eminim kimse beğenmese de ben paylaşırdım diyen çıkacaktır, hiç okunmayan bir blog açarak bu hayalini kolayca gerçekleştirebilir.

Son söz olarak şunu da söylemek istiyorum. Örnek verdiğim video biraz alakasız oldu. Oradaki hanımefendi muhtemelen yaptığı işin reklamını yapmaya çalışıyor, müşteri bulmaya çalışıyor. Ben de bir ara sosyal medyadan yaptığım oyunları tanıtmaya çalışmıştım. Bu gayet anlaşılabilir bir şey. Sadece sosyal medyadaki ilgi açlığını oradaki yorum fark etmeme sebep oldu, video denk geldi sadece.

Leave a Comment